Michael Brecker, jazz tarihinin en ilham verici saksafoncularından birisinin olmasının yanı sıra, müzik kariyeri boyunca gerçekleştirdiği yenilikler ve yaptığı atılımlarla, 21. yüzyıl müzik tarihinde önemli bir yer edindi. Birkaç yıl önce, bir kan hastalığı olan MDS ile lösemiye yakalanan Brecker; başta sevenleri olmak üzere, bütün jazz camiasını büyük üzüntüye boğmuştu. Yapılan yoğun tedaviler ve ilik naklinin ardından iyileşme sürecine giren müzisyen, en son Carnegie Hall’da Herbie Hancock’un 40. sanat yılını kutladığı konserinde sahne almıştı. Sevenlerini ve müzisyenleri umutlandıran bu konserden çok kısa bir süre sonra Michael Brecker, geçtiğimiz Ocak’ta aramızdan ayrıldı. 57 yaşında olan sanatçı, 30 yılı aşkın müzik kariyerine on bir Grammy ve onlarca başka ödül sığdırmıştı.

Brecker, geçtiğimiz otuz yıla damgasını vurmuş önemli bir sanatçı. Hem besteciliği, hem de yorumculuğu ile birçok müzisyene ilham kaynağı oldu. Özellikle emprovizasyonları, ders olarak okutulmakta, akademik camialar tarafından analiz edilmektedir. Müzik yaşamı içerisinde, jazz müzisyenlerinin yanı sıra, John Lennon, Frank Zappa, Paul Simon, Dire Straits, Frank Sinatra, Bruce Springsteen gibi pop ve rock sanatçılarıyla birlikte çalan Brecker, canlı performanslardaki başarısıyla birlikte, bir stüdyo müzisyeni olarak da aranan bir sanatçıydı.

Bu yazımızda, Michael Brecker’ın yaşam öyküsünü sizlerle paylaşacak, eserlerini ve projelerini anlatacağız.

Michael Brecker, Amerika Birleşik Devletleri’nin Pennsylvania Eyaleti’nin, Philadelphia şehrinde 1949 yılında dünyaya gelmiş. Babasının amatör bir jazz piyanisti olmasından ötürü, genç yaşta müzikle tanışmış. Baba Brecker’ın aynı zamanda çok geniş bir albüm koleksiyonu varmış. Abisi Randy’nin saksafon, ablası Emily’nin ise piyano çalmasıyla birlikte, klarinet çalmaya başlamış Michael. Ailecek Miles Davis, Thelonious Monk, Duke Ellington gibi jazz devlerinin konserlerine giderlermiş. Klarinetle birlikte alto saksafon da çalan Brecker, lise yıllarında özellikle John Coltrane’den etkilenerek tenor saksafon çalmaya başlamış.

Küçük yaşlarda müzikle tanışan Michael Brecker, lisenin ardından Indiana Üniversitesi’nde okumuş. 1960’ların sonunda New York’a taşınan Brecker, New York’taki dinamik müzik dünyasının içerisinde yer almaya başlamış. Bu yıllarda, New York’ta başta jazz müzisyenleri olmak üzere, birçok sanatçının yaşadıkları yer, düşük kira ödedikleri, aynı zamanda geniş alana sahip olan, eski atölyelerdi. Loft adı verilen, şehir dışında olan bu atölyeler, müzisyenlerin toplandığı, müzik yaptıkları, hatta kayıt yaptıkları stüdyolar ve evler haline gelmişti. Loftlar ve müzisyenlerin orada gerçekleştirdikleri müzikal toplantılar, birçok müzisyenin ufkunu açmış.

Michael Brecker, New York’a gelişinden kısa bir süre sonra Dave Liebman, Dave Holland ve Chick Corea ile tanışmış. Birkaç sene, şehir içinde bir apartmanda yaşayan Brecker, daha sonra loftların bulunduğu bölgeye taşınarak Dave Liebman’a komşu olmuş. Özellikle Liebman’ın evinin ve çevresinin geniş olmasından ötürü, genellikle toplantıları burada gerçekleştiren müzisyenler, ilk yıllarda çok iyi vakit geçirmiş.

Michael Brecker

Dave Liebman ile Richard Bierach’ın öncülüğünde, loftlarda konserler düzenlemeye başladılar. Müzik camiasının dışında olanlar da bu konserleri izleyebiliyor, konserlerin ardından da müzisyenlerle tanışma fırsatı buluyorlardı. Ancak, sonrasında müzisyenler kendi projeleriyle daha çok meşgul olduklarından ötürü, bu amatör ruh ortadan kaybolmuş. Özellikle loftların, müzik camiası dışında da son derece popüler olmasından ötürü, zamanla fiyatlar da yükselmiş, müzisyenler de şehir merkezine doğru yönelmişler.

1970 yılında Dreams adlı topluluğu kuran Brecker, 1973’te ise abisi Randy Brecker ile Brecker Brothers adlı topluluğu kurdu. Dreams topluluğu, çok uzun süreli olmasa da, dönemin ilginç topluluklarından biriydi. Jazz müziği içerisinde büyüyen, aynı zamanda rock müziğini de bir düşman olarak görmeyen müzisyenler arasında Randy Brecker, Barry Rogers, Billy Cobham, Jeff Kent ve Doug Lubahn bulunuyordu. Miles Davis de, topluluğun performanslarını düzenli olarak izliyordu. Brecker Brothers ise, funk ve elektronik müzik konusunda çok başarılıydı, kendi döneminin öncü topluluklarından biriydi.

Michael Brecker, jazz dünyasının içerisinde sadece müzisyen olarak değil, işletmeci olarak da bulundu. 1977 yılında, Randy Brecker ile birlikte Seventh Avenue South adında kurdukları jazz kulübünü, yedi yıl boyunca işlettiler. Seventh Avenue South’ta, sadece mainstream jazz değil, yenilikler getirmeye çalışan genç müzisyenlere de, elektronik müzik yapan topluluklara da şans tanıdılar. Hatta Jaco Pastorius’un Word of Mouth adlı topluluğu da ilk konserini bu kulüpte verdi.

Michael Brecker

Bir yandan, kardeşiyle birlikte çalışırken, bir yandan da James Taylor, Paul Simon, Steely Dan, Donald Fagen ve Joni Mitchell gibi pop ve rock müzisyenleriyle birlikte çalan Brecker, söz konusu dönem içerisinde hep arayışlar içerisinde bulundu.

Seventh Avenue South’ta zaman zaman Michael Brecker, vibrafonda Mike Manieri, kontrbasta Eddie Gomez ve davulda Steve Gadd ile birlikte çalıyorlardı. Bu birliktelik, sonraki yıllarda oluşan Steps Ahead topluluğunun temellerini attı. 1979 yılında kurulan topluluk, 80’li yıllarda yedi albüm kaydetti, birçok ülkede konserler verdi.

Michael Brecker, 1970’li yıllardan itibaren, Dreams, Brecker Brothers ve Steps Ahead topluluklarının yanı sıra, birçok jazz ve pop deviyle birlikte çaldı. Chet Baker, George Benson, Dave Brubeck, Don Cherry, Chick Corea, Herbie Hancock, Freddie Hubbard, Quincy Jones, Charles Mingus, Joni Mitchell, Jaco Pastorius, Frank Sinatra, Bruce Springsteen, Steely Dan, Tony Williams, Frank Zappa’nın projelerinde çalan Michael Brecker, liderliğini yaptığı ilk albümü ise 1987 yılında kaydetti.

1990’lı yıllar, Michael Brecker’ın özelikle müzikte olgunluğunu kanıtladığı dönem oldu. Solo çalışmalarına ağırlık veren Michael, sayısız ödüle aday gösterildi, içerisinde Grammy de dahil olmak üzere, birçok ödül de aldı. 1990’lardan itibaren Brecker’ın klasik jazz formatını takip ettiği görüldü, pop, fusion ve rock’tan biraz uzaklaştı. Özellikle kendi solo albümlerinde ve muhtelif topluluklarla gerçekleştirdiği projelerde yapısal olarak daha güçlü, daha sağlam bir tarz gözlemlemek mümkün.

Michael Brecker – Don’t Try This At Home

Micahel Brecker’ın solo albümü, Michael Brecker, Down Beat ve Jazziz dergilerinde “Yılın Albümü” seçildi. İlk solo albümüyle böyle bir başarı yakalayan müzisyen, solo albümlerine devam etti. Don’t Try This At Home, Brecker’a ilk Grammy ödülünü kazandırdı. 1990’lı yıllarda, yeni ritim arayışları gerçekleştiren Brecker, Now You See It…Now You Don’t albümünü kaydetti. Brecker, Simon & Garfunkel’den Paul Simon ile birlikte, bir buçuk yıl boyunca turneye çıktı. 1992 yılında ise, Randy ile tekrar bir araya gelen müzisyen, Return of the Brecker Brothers albümünü kaydetti. 1994 yılında kaydettiği Out of the Loop ve 1997 yılında kaydettiği Tales From the Hudson albümleri, Brecker’a yine Grammy kazandırdı. Aynı zamanda, 1997 yılında JazzLife ve Swing Journal dergilerinden “Yılın En İyi Solisti” ve “Yılın Jazz İnsanı” ödülünü kazandı.

1998 yılında kaydettiği Two Blocks From the Edge ve 1999 yılında kaydettiği Time Is of the Essence albümlerinden sonra, Nearness of You ve Don’t Try This At Home albümlerini yayınladı. Brecker’ın Nearness of You albümünün prodüktörü de kendisinin yakın arkadaşı olan gitar virtüözü Pat Metheny’di. 2002 yılında, Nearness of You, Swing Journal dergisinde “Yılın Kaydı” ve Michael Brecker “Yılın Müzisyeni” seçildi.

Brecker, 1987 yılından itibaren kaydetmiş olduğu solo albümlerinde çok iyi müzisyenlerle birlikte çalıştı. Özellikle Time is of Essence ve Nearnes of You albümlerinde, çok başarılı performanslar sergiledi.

1999 yılının en iyi jazz albümlerinden biri olan Time is of Essence’ta, Brecker’a davulda Elvin Jones, Jeff Tain Watts ve Bill Stewart, gitarda Pat Metheny ve Hammond B-3’te Larry Goldings eşlik etti. Jones, Watts ve Stewart’ın ritim anlayışlarında ve hissiyatlarındaki farklılık, Brecker’a tarzını vurgulayabilmesi için önemli bir fırsat tanımış, Goldings’in güçlü tınılar ve karakterli çalışı da müziğe genel bir kuvvet kazandırmış. Albüm, baştan sona çok farklı düşünceleri ve hisleri bir arada çok başarılı bir şekilde barındırmayı başarıyor.

Nearness of You’da ise, Brecker’a eski dostları eşlik ediyor. Pat Metheny, Herbie Hancock, Charlie Haden, Jack DeJohnette ve James Taylor’un performansları ve uyumlarıyla birlikte, adeta kariyerinin doruk noktasına çıkıyor Brecker. Genel olarak mainstream bir tarzları olmasına rağmen, parçalarda hiç beklenmedik çıkışlar gerçekleştirebiliyorlar.

Michael Brecker

Brecker’ın hastalanmadan önce kaydettiği en son albüm, Directions in Music’ti. Massey Hall’den canlı olarak kaydedilen albümde Brecker’a, Herbie Hancock ve Roy Hargrove eşlik ediyor. Brecker’ın ülkemize en son gelişi de bu turne kapsamında olmuştu. İstanbul Jazz Festivali’nde, Miles Davis ve John Coltrane’e atıfta bulundukları bu konserde de Brecker, harika bir performans göstermişti.

Michael Brecker, jazz dünyasına hem müzisyenliğiyle, hem de besteciliğiyle damgasını vurmuş sanatçılardan biri. John Coltrane’in etkisiyle müziğe başlayan Brecker, zamanla kendi karakterini ve tonunu oluşturdu. Aynı zamanda, Brecker’ın tekniği de çok gelişmişti; müzikteki başarısının bir kısmı da üstün tekniğine de bağlanmaktadır. Ancak, tekniğini anlamlı bir şekilde kullanabilen Brecker, hem türler arası geçişler konusunda, hem de klasik jazz anlayışına getirdiği yenilikler konusunda büyük önem taşımaktadır. Müziğinin eklektik öğeleri de göze çarpmakta; etnik hatta rock öğeleri bile gözlenebilmektedir.

Bu yazı, Jazz Dergisi’nin Nisan 2007 tarihli 46. sayısında yayınlanmıştır.

Reklamlar