Contemporary Istanbul organizasyonu tarafından yayımlanan ICE (Istanbul | Contemporary | Et cetera) dergisinin ilk iki sayısında İskandinav Cazı ve Christian Marclay ile ilgili birer yazı yazmıştım. Buradaki amaç, güncel sanatın müzikle kesiştiği, kavuştuğu ya da birbirini kapsadığı alanları, müzisyenleri, işleri araştırıp, onlarla ilgili yazmaktı.


Müziği Biriktiren Dahi, Christian Marclay

2822 Plak, MoMAMüzik, artık sadece kulaklarınızla ilişkide değil. Müziği görebilir, ona dokunabilirsiniz ve daha da ötesinde, müziğe sahip olmak istersiniz. Size iyi bir haberimiz var: müziğe sahip olabilmek için gerçek anlamıyla bilgili, araştırıcı ve bu işe emek ve zaman sarf eden bir koleksiyoner olmanıza da gerek yok artık. Bunun için kayıt endüstrisine teşekkür etmelisiniz. Zaten prodüksiyon şirketleri tarafından müziğin her türlüsü sizin ayağınıza getiriliyor. Hiç aklınızda yokken bir bakmışsınız, kendinizi kaptırmış, yüzlerce, binlerce albümün bulunduğu bir dükkanda ya da web sitesinde, kapaklarına bakarak, arkadaşlarınızdan duyduklarınızı hatırlayarak, ya da sadece gazetede gördüğünüz bir yazıdan esinlenerek kendiniz için müzik ediniyorsunuz []


Soğuk Diyarların Müziği: İskandinavya’dan Jazz

Jan GarbarekSıfırıncı sayımızı kutlarken, sizleri yaşadığımız yerden, İstanbul’dan çok uzaklara götürmeye karar verdim… İstanbul’un –ki tüm bunları gerçek bir İstanbul aşığı olarak yazıyorum- kaosundan, uyumsuz melodilerinden, bozuk armonisinden, gereksiz heyecanından, ritimsiz kalabalığından, akortsuz trafiğinden, ama en çok da gürültüsünden, kulaklarınıza, beyninize yerleşen ve hiç durmadan anlamsız titreşimler yaratan gürültüsünden yoruldunuz mu? Evet mi?

O zaman bırakın kendinizi, birlikte sessiz düzlüklerin, sonsuz beyazlıkların, sakin şehirlerin, mesafeli ancak düzenli insanların soğuk coğrafyasına, geçtiğimiz elli yıl içinde caza yeni bir soluk katan müzisyenlerin diyarına doğru yolculuğa çıkalım. Güneşin doğmadığı, ya da batmadığı; sadece gökyüzünde ya hep bulunduğu, ya da hiç bulunmadığı yerlere, Norveç’e, İsveç’e, Danimarka’ya, kısacası İskandinavya’ya gidelim. Bu memleketlerin kendine has müziğini, caz çerçevesinden inceleyelim, bugün kimilerinin “İskandinav Cazı” dedikleri bu müziği keşfedelim, keşfederken de ruhumuzda bizden olmayan yepyeni bir boyut açalım []