Tüm dünyada ses getiren, günümüzde “world music” olarak adlandırdığımız dünya müziğinin başlangıç noktalarından biri olarak görülen Shakti projesinden 20 yıl sonra John McLaughlin ve Zakir Hussain’in tekrar bir araya gelmeleriyle oluşturdukları grup, Remember Shakti” projesi bünyesinde İstanbul İş Sanat’ta sınırları zorlayan, ve izleyicileri büyüleyen bir konser verdi. Tabla virtüözü Zakir Hussain ve gitarist John McLaughlin ile birlikte gruba yeni katılan Hintli müzisyenler V. Selvaganesh ve U. Shrinivas da Shakti geleneğinin sürdüğünü, ve doğu-batı sentezinin aynı hızla devam ettiğini bizlere gösterdiler. Konserin gelişiminden ve canlı performansın özelliklerinden önce Shakti’nin tarihçesine ve müzisyenlerin geçmişlerine değinmek istiyorum.

John McLaughlin

Shakti’nin kurucu üyesi, John McLaughlin genç yaşta blues çalarak müzik hayatına atıldı. İngiliz sanatçı, İngiltere’deki müzikal başarısından sonra Amerika Birleşik Devletleri’ne gitti ve New York’a yerleşti. Burada da, jazz dünyasına ilk adımını Tony Williams ve Larry Young ile birlikte oluşturdukları Lifetime adlı trio’yla atan John McLaughlin, daha sonraları Miles Davis ile de defalarca çalıştı. Fakat popülarite açısından ilk çıkışını Billy Cobham, Jam Hammer, Jerry Goodman, ve Rick Laird ile kurdukları Mahavishnu Orchestra ile birlikte elde etti. Bu grupta klasik jazz’dan ayrılarak rock-jazz tarzında müziğe yer veren, ve elektronik enstrümanlarla birlikte kalabalık bir dinleyici kitlesine hitap etmeyi başaran McLaughlin sadece üç yıl boyunca bu toplulukla müzikal çalışmalarına devam etti. Topluluk, bu sırada “Inner Mounting Flame” (1971), “Birds of Fire” (1972) ve “Mahavishnu Orchestra” (1973) adlı albümlerle yüksek satış rakamlarına ulaştı. Bu başarıyı yakalamışken, insanların daha aşina olmadığı yeni bir müziğe ve yeni bir anlayışa doğru yönelen sanatçı, Zakir Hussain ile tanışarak 1975 yılında Shakti topluluğunu oluşturdu. Bu toplulukla da sadece üç yıl çalıştı ve bundan sonra da çeşitli projelere imza attı. Bu projeler arasında da en çok ses getireni akustik gitar konusunda birer virtüöz olan Al Di Meola ve Paco De Lucia ile doldurduğu albüm kayıtları ve trio olarak verdikleri konserlerdir. Günümüzde, müzik otoritelerinin en çok saygı duyduğu müzisyenlerden biri olan McLaughlin hem besteci, hem yorumcu, hem de bir hoca olarak birçok müzisyene esin kaynağı olmuştur.

Zakir Hussain ise, daha doğumunda tabla ile tanışmıştır. Tabla geleneği, babası Ustad Allah Rakha ile kendisine geçmiştir ve daha 12 yaşındayken Hindistan’ın çeşitli yerlerinde konser vermeye başlamıştır. Batı dünyası ve jazz ile tanışması ise Joe Harrison’un Hindistan’a Ravi Shankar ile çalışmak için gelmesiyle başlar. Fakat, babasının tavsiyesiyle birlikte, Hindistan’da daha çok kalarak klasik Hint müziği konusunda eğitimine devam eder. Kendisiyle yapılan röportajlardan birinde Zakir Hussain, kendi stili ve müzik anlayışı konusunda görüşlerini şu şekilde belirtmektedir: “Şimdi bile, çaldığımın yüzde 80’i klasik Hint müziğidir. Başka tarzlarda çalmam çok seyrek gerçekleşmektedir.” Hindistan’da klasik Hint müziği konusunda en büyük üstatlar arasında gösterilen babasının müzik icra ettiği Ravi Shankar’ın topluluğunda sonradan babası Ustad Allah Rakha’nın yerini almıştır. Hussain, 1970 yılında ise Amerika’ya yerleşerek müzik çalışmalarını orada sürdürmeye başladı. John McLaughlin ile tanışmaları da bu vakitlere denk gelmektedir. Shakti projesinde temel bir eleman olarak çalıştıktan sonra ise, McLaughlin ile arkadaşlığı her zaman devam etmiştir ve çeşitli topluluklarla çalarken bile McLaughlin ile irtibatı kesmemişlerdir. Bu noktada hatırlatmak isterim ki, Zakir Hussain en son İstanbul’a 10. İstanbul Jazz Festivali kapsamında George Brooks’ Summit ile birlikte gelmiştir. Summit içerisinde Steve Smith, Kai Eckhardt, ve George Brooks gibi usta müzisyenlerle birlikte çalmış, ve Açıkhava Tiyatrosu’nu dolduran izleyicilere muhteşem anlar yaşatmıştır.

Zakir Hussain

1975 yılında kurulan, Zakir Hussain ve John McLaughlin’in yanı sıra, kemancı L. Shankar, ve perküsyonist T. H. “Vikku” Vinayakram’ın oluşturduğu Shakti topluluğunda üç doğulu, bir de batılı müzisyen olmasına rağmen, anlayışlar ve müzikal bakış açıları açısından büyük bir farklılık göze çarpmıyordu. Bu da, Shakti’nin başarısının en temel sebebi olmaktadır. 1975 yılında “Shakti”, 1976’da “A Handful of Beauty” ve 1977 yılında da “Natural Elements” adlı albümleri Columbia şirketinden çıkaran topluluk, son albümden sonra dağıldı ve elemanlar farklı yönlerde yollarına devam ettiler. 20 yıl sonra, 1997 yılında tekrar birleşen toplulukta bu sefer T. H. “Vikku” Vinayakram ve otantik bir Hint flütü çalan Hariprasad Chaurasia bulunuyordu. Fakat iki yıl içerisinde bu elemanlar müzik kariyerlerini toplulukta sürdüremediklerini açıkladılar ve onların yerine T. H. “Vikku” Vinayakram’ın oğlu olan perküsyonist V. Selvaganesh ve mandolin virtüözü V. Shrinivas ile topluluk yoluna devam etti. Bu elemanlar da, “Remember Shakti” (1999), “Remember Shakti The Believer” (2000) ve “Remember Shakti Saturday Night in Bombay” (2001) albümlerini bu sefer Verve şirketinden çıkardılar. Shakti, ilk üç albümünü Columbia şirketinden çıkarırken John McLaughlin ve arkadaşları oldukça zorluk yaşamıştı. Columbia Records, dünya müziğine karşı ön yargılı yaklaşmış, ve bu tarz bir müzikle elde edebileceği satış rakamları konusunda oldukça şüpheci bir tavır takınmıştı. Halbuki Verve, Shakti’nin başarısını, ve özellikle Zakir Hussain ve John McLaughlin’in dünyadaki popülaritesini görmüş olmalı ki, Columbia Records’un takındığı yanlış tavrı takınmamış ve topluluğa mümkün olduğu kadar çok kolaylık sağlamaya çalışmıştır.

Saturday Night in Bombay

V. Selvaganesh, kanjira, ghatam ve mridangam adlı otantik Hint perküsyon çalgıları konusunda aileden gelen bir yeteneğe sahip olmakla birlikte, küçüklüğünden beri babasıyla birlikte çalışmış ve genç yaşta Hindistan’ın en önde gelen müzisyenlerinden biri olmuştur. İlk konserini 10 yaşında veren müzisyen, 1986 yılından beri Hindistan’ın çeşitli yörelerinde Hint müzik üstatlarıyla birlikte konserler vermektedir. Zakir Hussain’le birlikteliği ise 1993 yılında başlamıştır. Hussain ile birlikte olan çalışmalarında Selvaganesh, performansıyla sadece klasik Hint müziğinde çok önemli bir yeri olduğunu göstermemiş, jazz dünyasında da çok başarılı bir müzisyen olabileceğini kanıtlamıştır.

U. Shrinivas ise, yaşı çok genç olmasına rağmen şimdiden bir deha olarak gösterilmektedir. Belirli bir okulun eğitimini almadan yetişen müzisyen, genel olarak özel dersler alarak müzikal anlamda kendini geliştirmiştir. Kendisiyle yapılan her röportajda, dinine ve inançlarına çok bağlı olduğunu belirten Shrinivas, müzikteki başarısını da tanrıların onu korumasıyla da ilişkilendirmektedir. Selvaganesh ve Shrinivas’ı dinlediğimizde, bu iki müzisyenin tarz ve anlayış olarak Zakir Hussain’in bir bakıma fikirlerini taşıdığını görüyoruz. Bu açıdan bakıldığında, Zakir Hussain yeni grubunu oluştururken çok iyi seçimler yapmış ve gerçekten de dünya müziğine ve jazz müziğine yeni yetenekler kazandırmıştır.

Shakti

İstanbul’daki konserde ise işte bu topluluk sahneden biraz yükseltilmiş bir halının üzerinde bağdaş kurarak müziklerini bizlere sundular. Genelde Hint müziğiyle jazz’ın birleşme noktası olan emprovizasyona ağırlık verilen konser süresince müzisyenler ayrı ayrı kendi hünerlerini sergileme fırsatını sıklıkla buldular. Besteler genellikle geleneksel Hint müziğinin “raga”larından yola çıkılmış izlenimini veriyordu. “Raga” adlı geleneksel müzik formu, çeşitli belirli notaların, seslerin ve tonların birleşmesiyle meydana gelir, belirli bir müzik atmosferini oluşturmak amacıyla kullanılır ve bu formda, müzisyenlerin geleneksel kurallara uygun olarak doğaçlama yapmasına izin verilir. Raga formunun yanı sıra, doğaçlamalar içinde Mahavishnu’dan bazı melodilere de rastladık. Remember Shakti’yi 1970’lerin Shakti’sinden ayıran bir özellik, Remember Shakti’deki eserlerin çok daha uzun olmasıdır. Daha önceleri 5-6 dakikalık eserlere yer verirken, müzisyenler şimdi Hint geleneğine daha yakın olan ortalama 20 dakika süren parçaları seslendirdiler.

Zakir Hussain, John McLaughlin, V. Selvaganesh ve U. Shrinivas konser içinde çeşitli zamanlarda doğaçlamalar yapmaya fırsat buldular. Zakir Hussain, genellikle ritimlerinin karmaşıklığının yanı sıra, tablasından yakaladığı tonları ile de başarısını pekiştirmekteydi. Selvaganesh ile yaptıkları karşılıklı doğaçlama, iki müzisyenin yeteneklerini ve özelliklerini de sergilemekteydi. Aynı şekilde Shrinivas’ın kendi emprovizasyon bölümünün yanı sıra McLaughlin ile birlikte yaptıkları doğaçlama da Shrinivas’ın hem geleneksel Hint müziği, hem de batı müziği konusundaki başarısını gösteriyordu. Bu açıdan da Shrinivas’ın kendi enstrümanı üzerinde John McLaughlin’in müzik anlayışını taşıdığı da açık bir gerçek haline geliyor.

Remember Shakti

John McLaughlin’in ve Zakir Hussain’in kişiliklerinin ve müziklerinin uyumunu açıklamak için onların Shakti’yle ve birbirleriyle ilgili sözlerine İngilizce asıllarından Türkçe’ye çevirerek yer vermek istiyorum:

John McLaughlin ile çalmak, her zaman hevesle beklediğim bir deneyim. Şimdiye kadar inanılmaz müzikal deneyimler yaşadım; müzik ve ritim evreniyle bir bütün olduğumu hissettim. Aramızdaki dostluk, birbirimize ve sanatımıza duyduğumuz saygı, ve tek bir ruh olarak çalışmanın bilinci benim için gerçekleşmiş bir hayaldir. – Zakir Hussain

Bu müzisyenlerle çalmak hayatımın en büyük mutluluklarından biri. Dostluğumuz uzun yıllar öncesine dayanmakta. 1971’den beri Zakir’le çalmanın heyecanına sahibim ve bu müzisyenle çalmanın bana kazandırdığı deneyim başka hiçbir şeyle karşılaştırılamaz. – John McLaughlin

Bu iki dostun kaynaşması ve iki genç müzisyenin enerjileriyle birlikte oluşan büyülü atmosfer, hem geleneksel Hint müziğinin tınılarını içermekte, hem de batılı geleneklerden kaybolmayarak bir sentez oluşturmaktaydı. Sanskritçe’de enerji anlamına gelen, ve mitolojik Hindu tarihinde enerjinin dişi bir formu olarak tanımlanan Shakti de, bu sentezi açıklayabilen en uygun tabir olduğunu gösterdi. Daha önce defalarca İstanbul’da bulunan John McLaughlin ve Zakir Hussain ile yakalanan bu atmosferin, müzisyenlerin tekrar ülkemizde konserler vererek bize onları bir kere daha dinleme fırsatı vermeleri dileğiyle…

Bu yazı, Jazz Dergisi’nin Ocak 2004 tarihli 33. sayısında yayınlanmıştır.

Reklamlar