Dünyaca ünlü saksafon sanatçısı Greg Osby ve şu anda “Yeni Müzik” olarak da adlandırılan Çağdaş Klasik Batı Müziği alanında ve caz müziğinde ülkemizi tüm dünyada temsil eden isimlerden biri olan Timuçin Şahin, 8 ve 9 Nisan tarihlerinde Akbank Kültür ve Sanat Merkezi’nde ortak bir proje kapsamında iki konser verdiler. Bu konserlerin yanı sıra, 9 Nisan’da yeni müzikle ve kendi projeleriyle ilgili bir atölye çalışması gerçekleştiren ikiliye, davulda Tony Moreno ve akustik basta Hans Glawisching eşlik etti.

Greg Osby, günümüzün en önde gelen caz müzisyenlerinden biri. Çok farklı projeler içinde yer almaktan hoşlanan müzisyen, önderliğini kendi yaptığı topluluğunun haricinde birçok farklı müzisyenle ortak çalışmalar içerisinde bulunuyor. 1975 yılında profesyonel müzik yaşamına atılan müzisyen, 1980 ile 1983 yılları arasında Berklee College of Music’te eğitim gördü. Şimdiye kadar Nicholas Payton, Jason Moran, Jack DeJohnnette, Jim Hall, John Abercrombie, Joe Lovano, Cassandra Wilson gibi dünyaca ünlü müzisyenlerle ortak çalışmalar yürüten ve onlarca albüm kaydeden Osby, 20 yılı aşkın bir süredir yaptığı müzikle, genç müzisyenlere yeni yollar açmış, yarattığı fikirler ve renklerle müzikte özgürlüğün önemini vurgulamıştır.

Greg Osby

Timuçin Şahin ise, caz ile birlikte Çağdaş Klasik Batı Müziği alanında ülkemizin yanı sıra Avrupa’da çok tanınan ve birçok başarıya imza atmış bir müzisyen. 1992 yılından beri çoğunlukla Amsterdam ve New York’ta yaşayan sanatçı, Amsterdam Konservatuarı’nda ve Manhattan School of Music’te klasik kompozisyon ve caz gitar eğitimi aldı. 2001 yılından itibaren, Avrupa çapında düzenlenen yarışmalarda çeşitli ödüller kazanan Şahin, günümüzde de çağdaş müziğe getirdiği yeni bakış açılarıyla beğeni toplamaktadır. Slick Road albümüyle de hem besteci, hem de yorumcu kimliğini öne çıkarırken yeni sesler ve arayışlardan vazgeçmiyor; onun bu özelliği de müzikal anlamda macerayı sevmesi ve yeniliklerden kaçmamasından kaynaklanıyor. Timuçin Şahin, perdesiz elektro gitarında yakaladığı tınıları genellikle arayışları sonucunda yakaladığını belirtiyor.

Timuçin Şahin ve Greg Osby’le verdiğim kısa bilginin ardından, kendileriyle yapmış olduğumuz söyleşiyi sizlere aktarmak istiyorum:

Ortak bir proje gerçekleştirme fikrine nasıl vardınız? Nasıl bir araya geldiniz ve çalışmalarınız nasıl geçti?

Timuçin Şahin: Greg’in müziğini ve Greg’le birlikte çalan müzisyenleri biliyordum. Örneğin Robin Eubanks’le uzun süre çalışma fırsatını bulmuştum. Bir de, Greg’le ortak yönlerimizin olduğunu düşünüyordum. Yazdığım parçalarda da Greg’in müziğine yakın noktalara rastlamak mümkün zaten. Kısa bir süre önce İstanbul & Bakü turnesinin gerçekleşeceği kesin olduğu zaman, bana uyum sağlayabilecek, bu projeye yeni bir değer katabilecek bir müzisyenle çalışmak istediğime karar verdim. Bu süreç sonunda da Greg’i arayarak, ortak bir çalışma yapmak istediğimi kendisine belirttim. O da çok sıcak yaklaştı, ortak bir repertuar hazırlayarak kolektif bir çalışma içerisine girdik.

Timuçin Şahin

Greg Osby: Normalde kendi topluluğumdan başka çok fazla kolektif çalışma içine girmem. Ancak iki üç yılda bir kendi tarzımın dışında projelerde yer alırım. Timuçin’de sanat için gerçek bir tutku gördüm; bu da beni bu projenin içine alan en büyük faktördü. Bu proje, gerçekten verilen emeğe değerdi; özellikle Timuçin’in müziğini dinlediğim zaman hayran olmuştum. Robin Eubanks de bana Timuçin’le çalmanın çok farklı bir deneyim olduğunu söylemişti. Aldığım bu referanslar da benim için kesinlikle yeterliydi, çünkü yaptığım farklı projeler sonucunda kendimi geliştirmek, müziğimde yeni yerler keşfetmek benim için çok önemli. 20 yıldır profesyonel olarak çalsam da, öğrenmek benim için hala çok büyük bir değerdir. Sonuçta Timuçin’in müziği de bana yabancı; bu bir eğitim ve kesinlikle bu benim için gerekliydi. Kesinlikle bir müzisyen olarak farklı insanlarla tanışmalı, onlarla çalmalı ve yeni şeyler üretmelisiniz. Aksi takdirde müziğinizin gelişimi durur, yerinizde saymaya devam edersiniz.

Peki bu proje sonucunda ne şekilde geliştiğinizi gördünüz, birbirinizin müziğinden neler edindiniz?

Greg Osby: Bunu şu anda görmek imkansız. Bu daha ilk çalışmaydı ve bu çalışma sonucunda öğrendiğim çok şey oldu. Birlikte yaşadıkça, birlikte çaldıkça ancak ortak bir noktaya ulaşıp birbirinizden somut edinimler kazanabilirsiniz. Burada kesinlikle sevdiğim bir şeyi duydum, bu projede yer alırken çok büyük zevk aldım ve müziğimi de düşünsel anlamda geliştirme fırsatını buldum.

Timuçin Şahin: Çaldığımız repertuarın yarısından biraz daha fazlası bana ait, ama yine de topluluk olarak yaptığımız birçok şeyin tamamen yeni olduğunu söyleyebilirim. Tony’le bir kez çalma imkanım olmuştu, Hans’la da New York’ta beraber çalmıştık. Zaten Greg olmadan da bir topluluk sound’unu oluşturmak bizim için zor bir süreçti; ama New York’ta daha önce beraber verdiğimiz konserler bize bu konuda çok yardımcı oldu. Greg’le de sadece iki prova yapmamıza rağmen harika işler başardığımıza inanıyorum. Greg’in yazmış olduğu eserler de repertuarımıza tamamen yeni bir boyut kazandırıyor. İlk bakışta kolay görünüyorlar, fakat aslında derinlere indikçe, hepsinin tamamen kişisel olduğunu, içlerinde çok farklı dokuları ve renkleri barındırdığını fark ediyorsunuz. Bu proje için de, Greg bana sadece üç eser yolladı ve sadece bir tanesini çalmak istediğini söyledi. Biz hepsini çaldık, ama ben hala “Keşke daha fazla çalsaydık” diyorum.

Greg Osby

Gördüğüm kadarıyla gelecekte yeni projelerde sizi tekrar bir arada göreceğiz…

Greg Osby: Şimdi Timuçin’i daha yakından tanıdım ve onunla yeni işler başaracağımıza inanıyorum. Sonuçta bu da çok yeni bir düşünce; ama Timuçin’le çalmak onun müziğini dinlemekten çok daha farklı. Aslında çaldığımız eserlerimi daha önce hiç kaydetmedim, bazıları çok eski, bazılarını da daha yeni yazdım. Bu müzik benim için çok yeni; Timuçin’in eserlerini her çalışımızda daha önce rastlamadığım bir detaya rastlıyorum, her defasında yeni bir yaklaşım geliştiriyorum. Böyle bir müzik yaptığınız zaman, mantıksal ve ilmi olarak eseri parçalamanız gerekiyor. Bence arkasında ne olduğunu detaylı olarak düşünmeden bir parça çalmak hem esere hem de besteciye büyük bir haksızlık.

Timuçin Şahin

Tamamen yeni bir sound yaratıyorsunuz, müziğe yeni bir bakış açısı, yeni bir anlayış getiriyorsunuz. Bunları oluştururken nasıl bir anlayışla yola çıktınız, sesler ve algılayış konusundaki bakış açınız nedir?

Timuçin Şahin: Sadece elektronik veya akustik olarak düşünmüyorum, aksine müziği genel bir ses dokusu olarak algılıyorum. Daha çok organik ses yapılarını seviyorum. Yani dinlediğiniz zaman elektronik veya akustik olduğu anlaşılmayan, atomik yapılar…Şu anda temalardan, chorus’lardan ve doğaçlamalardan da görebileceğin gibi caz felsefesi doğrultusunda çalıyoruz. Ama eserlerin temelleri çağdaş oda müziğinden öğeler içeriyor. Elektronik sesleri daha da çok kullanabilirdim, fakat elektroniğe başvurduğum zaman eserin geneliyle ve akustikle bütünleşmesini, ortaya bir bütün çıkarmasını istiyorum. Sound’un da hiçbir zaman otomasyon olmaması gerektiğini düşünüyorum. O anda yaşanması ve o anda kalması gereken bir kavram. Müziğin akmasını, akıcı olmasını istiyorum. Akıcı olmayan müzik beni uzun süre kendine bağlayamıyor; bu projede de yarattığımız müziğin akıcı olması için çok uğraştık.

Hazırlanma süreci sizin için nasıl gerçekleşti?

Greg Osby: Benim müziğimi bilen herkes, farklı zamanlarda benim farklı arayışlar içinde olduğumu bilir. Bu beni geliştiren, benim müziğe karşı olan ilgimi ve isteğimi artıran bir olgudur. İki hafta önce New York’ta Jim Hall’la, geçen hafta Toronto’da John Abercrombie’yle, birkaç ay önce de Elliot Sharp’la çaldım. Şimdiye kadar birçok farklı gitaristle çalıştım. Gitar benim müzik anlayışım açısından gerçekten çok önemli bir enstrüman, çünkü iyi bir gitarist müziği hakkında düşünür, sadece enstrümanıyla bir tarih dersi vermez. Yeni konfigürasyonlar, kavramlar, ortamlar, fikirler ve içeriklere önem veririm. Analitik olarak yaklaşmaktan hoşlanmıyorum, ama müziği bir sanat dalının yanı sıra bir fen olarak tanımlayabilirim. Müzik organiktir, bir düşünce biçimidir, bir yaşam biçimidir. Müzik bir fen bilimidir, çünkü birçok farklı değişkeni organize bir şekilde diğer müzisyenlere sunmak ve onların kendi zihninizdeki fikirlere kolektif bir şekilde katılmasını sağlamaktan geçer iyi müzik yapmanın yolu. Benim için, bir hazırlık süreci de yeterli bir açık fikirlilik sağlamak ve başta çok da iyi olamayacağım bir durum için kendimi hazırlamak olmaktadır. Bu proje de bana çalışabileceğim birçok alan sundu. Sürekli olarak uyanık, bilinçli olmalısınız ve ortada olan müziğe yeni fikirler ve yeni yaklaşımlar ekleyerek onu daha değerli bir hale getirmelisiniz.

Katılımcılar ve dinleyicileriniz hakkındaki görüşleriniz…

Greg Osby: Burada karşılaştığım izleyici eğitimli ve açık görüşlü. Bize, kendi fikirlerimizi sunmamız için bir şans tanıdılar. Kendilerine yabancı olan birçok öğeyle, birçok farklı sesle karşılaştılar, fakat bunlara rağmen onlar da yeniliklere açık bir şeklide bizi desteklediler. Bu beni çok onurlandırdı, umarım dinleyicilerimiz için, onlara gerçekten hatırlayacakları bir vakit yaşatmışızdır.

Teşekkür ederiz.

Bu yazı, Andante Dergisi’nin Mayıs 2005 tarihli 16. sayısında yayınlanmıştır.

Reklamlar