Ece Göksu’nun, Neşet Ruacan ve Volkan Hürsever’le birlikte kaydettiği ikinci albümü Slow, Hot Wind Ada Müzik etiketiyle Ekim’de piyasya çıkmadan önce Göksu’dan yeni albümünün hikayesini dinledik.

Ece Göksu, sağlam müzik eğitiminin üzerine geliştirdiği üslubuyla sadece Türkiye’de değil, yurtdışında da yer edinmiş bir sanatçı. Onu İstanbul’da Nardis Jazz Club’da da, New York’ta Metropolitan Room’da da performans sergilerken görebiliyoruz.

Hacettepe Üniversitesi Devlet Konservatuarı piyano bölümüne 11 yaşında başlayan sanatçı, 2002 yılında Mimar Sinan Üniversitesi Devlet Konsevatuvarı’nın piyano bölümünden mezun oldu. Fulbright bursu kazanan Göksu, 2007’de jazz’ın anavatanına, Amerika Birleşik Devletleri’ne giderek, William Paterson Üniversitesi’nde Nancy Marano, Cecil Bridgewater ve Mulgrew Miller, Jay Clayton, Roberta Gambarini gibi jazz’ın önemli isimleriyle çalıştı.

Memlekete dönüşünün ardından, 2012 yılında, ilk albümünü çıkardı vokalist: Masal. Özgün kompozisyonların ağırlıkta olduğu bu albümden iki yıl sonra ise, Neşet Ruacan ustayı da yanına alarak karşımıza Slow, Hot Wind ile çıkıyor.

Ece, müzikal yolculuğunun bu durağında karşımıza çıkan yeni albümün Slow, Hot Wind’den bahsedebilir misin bizlere?

2013’te Akbank Caz Festivali’nde Neşet Ruacan’la duo konserimiz olacaktı ve sohbetlerimiz sırasında bu konseri kaydedip canlı bir albüme çevirmeye karar verdik. Konser oldu, kayıt yapıldı, fakat kayıtta bazı teknik problemler oluştuğu için bir albüm olacak nitelikte bulmadık dinleyince. Bu yüzden de repertuvarda da birkaç değişiklik yaparak stüdyoya girdik. Volkan Hürsever dahil olunca herşey daha da güzel oldu.

Ece Göksu

Ece Göksu

Albümünün hikayesi, Neşet Ruacan’ın projeye dahil olması ve kayıt süreciyle ilgili görüşlerini, paylaşabilirsen çok sevinirim.

Kayıtlar harika geçti. Ada Müzik’in stüdyosunda 2 günde kaydettik herşeyi. Herkes çok rahat ve huzurlu çalıştığı ve ne yapması gerektiğini çok iyi bildiği için, herşey yolunda gitti.

Masal’dan sonra ikinci albümünü yayınladın. Masal’la ilgili nasıl bir geri dönüş aldın jazz dinleyicilerinden?

Masal iyi gitti diyebilirim. Kalabalık bir ekip olduğumuz için tüm kadro çok fazla konser yapma imkanımız ne yazık ki olamadı. Hep beraber çok daha fazla konser yapabilmeyi, daha fazla şehir gezebilmeyi ve müziğimizi daha çok insanla canlı olarak paylaşmayı çok isterim. Ama olan Masal konserlerinin çoğunu quartet veya en fazla quintet çaldık. Belki de o yüzden bu albümü duo yapmak istedim… Bir çok zorluğun yanında, rahat hareket edebilmek de önemliymiş.

Albümde bir de Volkan Hürsever sizinle birlikte. Önceki albümünde Can Çankaya, Scott Colberg, Mehmet İkiz, İmer Demirer, Engin Recepoğulları ve Bulut Gülen’le çalmıştın. İki albümü karşılaştırdığında, hem repertuar, hem sound, hem de ekiplerin üslubu olarak ne gibi bir farklılık olduğunu söyleyebilirsin?

2 albüm birbirinden çok farklı tabi. Masal, çoğunlukla özgün şarkıların olduğu ve ekibin ne çalacaklarını provaya kadar bilmedikleri bir albümdü. İçinde besteler de var, türküler de, Bill Evans da. Oysa ki Slow Hot Wind sadece jazz standartlarından oluşuyor ve Neşet Ruacan usta var. Neşet Ruacan da, Volkan Hürsever de, ben de bir araya ilk geldiğimizden itibaren ne çalacağımızı/söyleyeceğimizi çok iyi biliyorduk. Hepimizin bildiği, daha da önemlisi, sevdiği jazz standartlarını seçtik. Ve tabi ki gitar ve vokali öne çıkartacak, birlikteliği güçlendirecek şarkılar…

Slow, Hot Wind benim çok sevdiğim bir parça. Nasıl seçtin, albümün ismi olmasına nasıl karar verdiniz?

Bu şarkıyı çalmak Neşet Abi’nin fikriydi. Ben o söyleyene kadar bu güzelim şarkının varlığını malesef unutmuştum. Sayesinde yeniden hatırladığım için çok mutluyum. Şarkının adının da albüme yakışacağını düşündüm ve birlikte Slow, Hot Wind olmasına karar verdik.

Albümde seslendirdiğiniz parçalardan ve repertuarınızdan biraz bahsedebilir misin?

Albüm 11 jazz standardından oluşuyor; bir de kayıt sırasında Neşet Abi ve Volkan’ın çaldıkları bir blues var: E.G. Blues. Bana göre her şarkı birbirinden güzel. Şarkılarını söylemeyi en sevdiğim bestecilerin parçaları zaten: Cole Porter, Henry Mancini, Duke Ellington, Antonio Carlos Jobim.

Albümün tanıtımı sürecindeki konser programınız nasıl? Yurt dışında albüm projenizi seslendirmek için bir organizasyon yaptınız mı?

Albüm Ekim’de çıkıyor ve ben Kasım-Şubat arası yurtdışında olacağım için ilk etapta beraber pek çalamayacağız ama Şubat’ta gelir gelmez kalabalık bir program bizi bekliyor olacak. Umarım konserimiz bol olur.

Ece Göksu

Ece Göksu

Diğer projelerin nasıl gidiyor? Önümüzdeki dönemdeki projelerinden, aklındakilerden biraz bahsedebilir misin?

Bu aralar en çok bu albüme konsantre oldum tabi ki, ama bunun yanında kulüp konserlerine ve senfoni orkestralarıyla olan konserlerime devam ediyorum. Şimdiye kadar İstanbul ve İzmir Senfoni Orkestraları ve Eskişehir Büyükşehir Belediyesi Senfoni Orkestrası’yla konserler verdim. 2015 yılının Şubat ayında da Antalya Senfoni Orkestrası’yla birlikte konser var. Senfoni Orkestrası’yla söylemek inanılmaz büyülü. Emin Fındıkoğlu, Mahir Cetiz, Can Çankaya ve Kamil Özler’in orkestra düzenlemeleri ve bestelerinden oluşan güzel bir repertuvar söylüyoruz ve konserler de çok renkli geçiyor. Bunun dışında da yeni şarkılarımı kaydetmek istiyorum. Onun üzerine çalışıyorum; umarım Mayıs 2015’te “Kayıt!” diyeceğim.

Bir nefes alıp, müzikal serüveninin başlangıcına dönersen, o zamanki hayallerin neydi, ve şu anda neyi başardığını hissediyorsun? Sence, kişisel yolculuğun seni müzikal anlamda nereye götürecek?

Çok ufak yaşlarımdan itibaren hep şarkıcı olmaktı en büyük hayalim. Konservatuvarda 10 sene piyano bölümünde okudum ama sonunda şarkıcı oldum, bu beni en mutlu eden şey.

Bundan vazgeçeceğimi de hiç zannetmiyorum, kendi şarkılarımı yazıp söylemeye, jazz standartları söylemeye ve sevdiğim her melodiyi söylemeye devam etmek gelecek planlarımın başında geliyor. Daha fazla üretebilmek, öğrenebilmek çabasıyla devam ediyoruz yolculuğa.

Şu anda aynı zamanda genç jazz vokalistleri de yetiştiriyorsun. Onlarla çalışıyor olman, sana bir müzisyen olarak ne katıyor?

Benim birlikte çalıştığım öğrencilerimin çoğu, hatta hemen hemen hepsi, bu işi hobi olarak yapan insanlar. Çoğunun bambaşka meslekleri var ama şarkı söylemeyi seviyorlar. Seviyeleri birbirinden çok farklı. Kimiyle daha akademik anlaşabiliyoruz, kimiyle daha başka. Ben, genel anlamda, öğretmeyi çok seviyorum çünkü karşımdaki insan ne kadar farklı seviyede olursa olsun, ben demek istediğimi iyi ifade edip, doğru iletişim kurabildiğimde karşı taraf beni daima anlıyor. Bu da beni çok mutlu ediyor.

Ece Göksu

Ece Göksu

Şimdiye kadar birlikte çaldığın / sahne aldığın ve seni müziğiyle çok etkileyen müzisyenler kimlerdi?

Çok var ve her yeni müzisyenle sahnede birşeyler paylaştığımda da bu sayı artabiliyor tabi. Ama Neşet Ruacan, İmer Demirer ve Gregoire Maret asla unutamayacağım, birlikte şarkı söylemekten asla usanmayacağım 3 isim.

Reklamlar