Pandora’nın kutusu tekrar açıldı. Pandora, bize bu sefer insanlığa faydalı, hatta müzik dünyasını ve insanların müzik dinleme alışkanlıklarını baştan sona değiştirecek bir yenilik vaat ediyor.

www.pandora.com’dan bahsediyorum. Amerika’da ve bazı Avrupa ülkelerinde özellikle üniversite gençleri arasında yaygınlaşan ve çok popüler olan bu web sitesi, müzikseverlerin kendi beğenileri doğrultusunda müzik dinlemelerini sağlıyor.

Evet, yanlış okumadınız! Bundan sonra, Pandora’nın kutusunu siz yönetecek, içinden çıkacaklara siz karar vereceksiniz. Hem sevdiğiniz tarzda müzik dinleme imkanınız olacak, hem de sevebileceğiniz yeni şarkılarla, yeni müzisyenlerle ve yeni albümlerle tanışacaksınız.

Siteye ilk kez girdiğiniz zaman, sizden sevdiğiniz bir şarkının, müzisyenin veya albümün adını girmeniz isteniyor. Bundan sonra ise, tek yapmanız gereken sizin zevkiniz için özel olarak çalınan şarkıları dinlemek, onların keyfini çıkarmak. Zamanla, şarkıları beğenip beğenmediğinizi işaretleyerek sisteme daha çok bilgi veriyorsunuz ve sistem de sizin ne tarz bir müzikten hoşlandığınızı, nasıl parçalar dinlemek istediğinizi anlıyor. Şarkıyı beğenmediğiniz zaman, ya da istediğiniz zaman bir sonraki şarkıya geçebiliyorsunuz. Fakat bir saat içerisinde sadece 10 kez bir sonraki şarkıya geçme hakkınız var. Birkaç kez beğenmediğinizi belirttiğiz müzisyenler, bir daha karşınıza çıkmıyor, böylelikle her şarkı üzerindeki beğeninizi belirterek, gittikçe daha da çok sevebileceğiniz bir şarkı listesi oluşturuyorsunuz. Tabi ki, istediğiniz şarkıyı istediğiniz zaman çalabilmenize, ya da daha önce çalmış olan bir şarkıyı tekrar etmenize izin verilmiyor. Yine de, bu müzik sistemi iyi bir müzik dinleyicisi için bulunmaz bir fırsat.

Internet üzerinden yayın yapan radyoların artması, özellikle bu radyoların sadece belirli müzik tarzlarını çalması, internet kullanıcıları açısından büyük bir avantajdı. Internet’in ülkemizde de yaygınlaşması ve hızının artması bu radyoların mp3 kalitesinde çalabilmesini sağlıyor. Pandora ise, web üzerinden ‘streaming’ yaparak mp3 kalitesine ulaşırken, size reklamsız, anonssuz ve kesintisiz bir müzik zevki sunuyor.

2000 yılında birkaç hevesli ve yaratıcı insanın Tim Westergren önderliğinde bir araya gelmesiyle birlikte, şimdiye kadar yaratılmış en detaylı müzik sınıflandırılmasının gerçekleştiği “Music Genome Project” oluştu. Kendilerini müzik ve teknoloji delisi olarak tanımlayan kurucular, geçtiğimiz beş yıl boyunca binlerce farklı müzisyenin yine binlerce farklı eserini dinledi; bu eserleri melodi, armoni, ritim, enstrümantasyon, orkestrasyon, aranjman ve vokallerinin özellikleri bakımından tanımlayarak sınıflandırdı. Yani her şarkının genetik özelliklerini ortaya çıkardıktan sonra, bu genetik özellikleri kullanarak, karmaşık algoritmalar sonucunda bizlere sevdiğimiz müziği dinletebiliyorlar.

Pandora içerisinde, klasik müzik ve dünya müziği haricinde her tarzda müzik bulmak mümkün. Ayrıca, şarkıyı dinlerken sizin belirttiğiz şarkıdaki ya da müzisyendeki özelliklerle dinlediğiniz şarkı arasındaki bağlantıyı da görebiliyorsunuz. Ben şimdiye kadar özellikle jazz üzerinde durdum ve gerçekten de bir süre sonra anladım ki, gerçekten de bu işin arkasında çok yüksek bir teknolojinin yanı sıra, çok iyi müzik analistleri var.

Siz de, en iyisi en kısa zamanda kendiniz için Pandora’nın Kutusu’nu açın ve içinden çıkacakların keyfine varın.

Bu yazı, Jazz Dergisi’nin Nisan 2006 tarihli 42. sayısında yayınlanmıştır.

Reklamlar