Tüm sanat dallarında olduğu gibi, müzik de sürekli devinim halinde, yaratanların yaşamları ve dünyanın hızlı değişimiyle etkileşmekte ve gelişmekte. Yirminci yüzyılda, kendi içinde hızlı ve yoğun bir şekilde devinim deneyimleyen jazz, bir dönem özgürlüğün sembolü, başka bir dönem dans müziği ve popüler müzik, başka bir dönem ise entelektüellikle ilişkilendirilen yegâne müzik olmuştur. Müzisyenlerin yaratıcılığının sınırlanmadığı, ya da sınırların yaratıcılığı perçinlediği bir yapıya sahip olmakla birlikte, her türlü etkiye açık olması sebebiyle de elbette ki esnektir.

Bu esnekliğin ve devinimsel özgürlüğün en önemli sonuçlarından biri, jazz sanatçılarının farklı ilhamlar almaları ve bir anlamda başka müzik türlerinde önemli etkiler yaratmaları olarak da gösterilebilir. Randy Brecker da hem jazz alanında, hem de birçok farklı müzik türünde kendi çağdaşları içerisinde önemli bir yer edinen bir sanatçı. 1960’lı yıllarda profesyonel anlamda müzik hayatının içine giren, geçtiğimiz elli yılda da, jazz’ın yanı sıra R&B ve blues’un zaman içerisinde geçirdikleri evrime çok büyük katkıda bulunan Brecker, 2007 yılının son günlerinde, İstanbul’da Akbank Sanat Merkezi’ne konuk olacak.

Randy Brecker’a, çağdaş müzik alanında ismini Avrupa’da gerçekleşen çeşitli yarışmalarda sıklıkla duyabileceğiniz besteci, yorumcu ve gitarist Timuçin Şahin, özellikle funk alanındaki yetenekleriyle kendisine müzik dünyası içerisinde önemli bir yer edinmiş usta davulcu Sean Rickman ve jazzın yanı sıra çağdaş müzik konusunda da deneyimli ve yetkin basçı Joshua Davis eşlik edecek. Geçtiğimiz yıl da, hem İstanbul’da hem de Ankara’da konser veren toplulukta değişen tek isim basçı Kai Eckhart. Dörtlünün, aynı gün 17.00’de gerçekleştirecekleri söyleşinin ardından sergileyecekleri konser ise 20.00’de başlayacak.

Randy Brecker

Ünlü müzisyenin Türkiye ziyareti vesilesiyle, sizlere kısaca besteci, yorumcu, trompet ve flugelhorn sanatçısı Randy Brecker’ın müzikal geçmişinden, jazz’a ve genel olarak müzik dünyasına kattıklarından bahsetmek istiyoruz.

Brecker, II. Dünya Savaşı’nın bittiği yıl, 1945’te ABD’nin Philadelphia şehrinde dünyaya geldi. Babasının amatör olarak müzikle uğraşması ve piyano çalmasından ötürü genç yaşta kardeşleriyle birlikte yazları müzik katılmakta, ilkgençlik çağında ise şehirdeki barlarda çalan R&B ve funk topluluklarında yer almaktaydı. Ancak müzisyen, özellikle hard bop’a büyük bir ilgi duyuyordu. Yüksek eğitimini tamamladığı Indiana Üniversitesi’ndeki jazz orkestrasında lider rolü üstlenen müzisyen, 1965 yılında Notre Dame Jazz Festivali’nde düzenlenen yarışmayı kazanarak, Orta Doğu ve Asya’da ilk turnesine çıktı.

Brecker, bir yıl sonra, jazz’ın dünyadaki merkezi olan New York’a taşınarak, henüz 20’li yaşlardayken Clark Terry, Thad Jones, Mel Lewis, Duke Pearson gibi ünlü jazz müzisyenleriyle birlikte çaldı. Brecker’ın sonraki yıllar boyunca müzikal üslubunu ve müzik seçimlerini belirleyecek en önemli projelerden biri olan jazz-rock topluluğu Blood, Sweat & Tears’a katılması da bu yıllara denk gelmektedir. Bu yıllar içerisinde, Horace Silver Quintet’te yer aldı ve Art Blakey’s Jazz Messenger’s’da dönem dönem Afrika’yı ziyaret ederek, jazz’ın Afrika köklerine dönmesi için farklı çalışmalar da gerçekleştiren efsanevi davulcu Art Blakey’le birlikte çaldı.

Jazz-rock’tan, bir anlamda daha da sert bir tarza geçiş yapan Brecker, kardeşi Michael Brecker’la birlikte liderliğini üstlendiği ve Barry Rogers, Billy Cobham ve John Abercrombie’nin de içinde bulunduğu Dreams topluluğunu kurdu. Dreams’ten sonra, müzikal anlamdaki arayışlarına devam eden müzisyen, Larry Coryell’le birlikte gerçekleştirdiği çalışmaların ardından Billy Cobham’ın topluluğu olan Spectrum’a kardeşiyle birlikte katıldı.

Dönemin en iyi saksafon sanatçılarından biri olan Michael Brecker’la birlikte Randy, bu kadar kısa bir süre içerisinde ülkenin en çok aranan müzisyenlerinden biri olmuştu. Kendisi de başlı başına bir deha olan Michael’la birlikte, Brecker Brothers topluluğunu oluşturan müzisyen, bu toplulukla birlikte kaydettiği ilk albümüyle de dört dalda Grammy’e aday oldu. Kardeşlerin yakaladığı başarının devamı da, 1975 yılından 1981 yılına dek kaydetmiş oldukları altı albümle de yedi kez daha Grammy’e aday olmalarıyla gerçekleşti.

Randy Brecker

Randy Brecker, Charles Mingus’un son albümünde yer aldıktan sonra, 1980’li yıllarda Jaco Pastorius’la Uzak Doğu turnesine çıktı ve ilk akustik jazz albümü olan The Idiom’u Joe Henderson, Dave Kikoski, Ron Carter ve Al Foster’la birlikte kaydetti. Kardeşi Michael Brecker’la tekrardan 1992 yılında bir araya gelerek, Brecker Brothers’ı yeniden kurdular, kaydettikleri The Return of the Brecker Brothers ve Out of the Loop albümleriyle birlikte birçok Grammy ödülüne aday gösterildiler.

Latin, funk, dünya müziği ve jazz öğelerini hassaslık ve incelikle işlediği, 1996 yılında kaydettiği Into the Sun albümüyle, “En İyi Çağdaş Jazz Performansı” kategorisinde ilk Grammy’sini kazanan Randy Brecker, daha sonraki yıllarda eski dostları Billy Cobham, Larry Coryell, Joe Henderson, Benny Golson, Chris Fuller’la birlikte farklı ülkelerde konserler verdi.

Müzik kariyeri boyunca, farklı jazz müzisyenleriyle birlikte ve liderliğini üstlendiği projelerinin yanı sıra, Frank Zappa, Eric Clapton, Bruce Spingsteen gibi popüler müzik icra eden müzisyenlerin konserlerinde de yer aldı Brecker. İşte özellikle kariyerindeki bu rahatlık, jazz’ın yanı sıra, farklı müzik tarzlarında da başarılı olmasını, hatta birlikte çalıştığı başka müzisyenleri de geliştirmesine yardımcı oldu. Mesela, Brecker’ın son albümlerinden biri olan Hangin’ in the City, özellikle rap vokalleriyle dikkat çekti, Avrupa ve Japonya’da geniş kitleler tarafından beğeniyle karşılandı.

27 Aralık Perşembe günü gerçekleşecek olan söyleşi ve konserde Randy Brecker’a gerçekten çok yetenekli ve ondan da önemlisi, araştırmacı müzisyenler eşlik edecek. Konuk olacak topluluğun belki de en önemli özelliği, her müzisyenin şahsına münhasır bir şekilde müzik hakkında hem akademik hem de pratik anlamda araştırmalar gerçekleştirmesi. Bizlerin de, konserde başta Randy Brecker olmak üzere, bu yetenekli müzisyenleri keyifle dinleyeceğimize inanıyoruz.

Bu yazı, Andante Dergisi’nin Ocak 2007 tarihli 30. sayısı için yazılmıştır.

Reklamlar