Esbjörn Svensson’un acı bir şekilde aramızdan ayrılışının dördüncü yılında, Esbjörn Svensson Trio, son albümü olan 301’i yayımladı.

2007 yılında, Sydney’deki 301 isimli stüdyoda yaptıkları 9 saatlik kaydın, Leucocyte albümünde yayımlanmayan parçalarını içeren, grup doğaçlamaları ve yoğun ses dokularıyla dolu 301, EST hayranları için kaçırılmaması gereken bir kayıt. Svensson’un güçlü sol el tekniği, Östrom’un elektronik müzik vari davul stili ve Berglund’un distortion dolu seslerle bezenmiş kontrbas sound’u, 301’i, Leucocyte’la ortak bir konsept ve tema çevresinde birleştiriyor. EST’nin ilk albümünden itibaren gelişen sound anlayışı, 301’de bir adım daha ilerliyor. Topluluk, son kez hayranlarının karşısına çıkarken, veda niteliğindeki bu stüdyo albümünde, müzikal yolculuklarının doruk noktasına çıktıklarını açık bir şekilde gösteriyor.

Svensson, ölümünden önce bu kaydın üzerinde çalışmaya başlamış ve aslında iki CD’lik bir albüm planlamıştı. Ancak, daha sonra Östrom ve Berglund, albümün kaydını geciktirmeye karar verdi ve geçtiğimiz aylarda ses mühendisi Linton ile çalışarak dokuz şarkıdan oluşan 301’i tamamladı: Behind The Stars; Inner City, City Lights; The Left Lane; Houston, The 5th; Three Falling Free Part I; Three Falling Free Part II; The Childhood Dream.

Behind the Stars, Svensson’un yalın bir piyanoyla bezenmiş; City Lights ise, albümün en görkemli eserlerinden biri. Farkettirmeksizin yapılan bir intronun ardından, uzun bir crescendo ile devam eden parçada, Svensson’un piyanosu distortion efektiyle daha da kararıyor ve yine EST şekli bir finalle sona eriyor. Left Lane, EST’nin mainstream jazz’a biraz da olsa yaklaştığı bir eser olarak öne çıkarken, Houston, the 5th ise bambaşka bir rüzgar estiriyor: akustik ile elektronik sesler arasında gidip gelen yoğun bir ses dokusu..

Three Falling Tree, iki bölümden oluşan bir eser. Soğuk bir başlangıcın ardından, ikinci bölümün gelmesiyle birlikte ritimlerin yoğunlaşması, kontrbastaki distortion’un artmasıyla birlikte sonlanan bu eser, bana nedense Strange Place For Snow’daki Behind the Yashmak’ı anımsattı. Neredeyse tüm albümlerde olduğu gibi final parça, duygusal bir ballad; The Childhood Dream.

Esbjörn Svensson efsanesini bizlere tekrar hatırlatacak olan 301, “Esbjörn Svensson yaşasaydı, müziğiyle bizleri başka nerelere götürürdü” sorusunu tekrar kendimize sorduracak, özgün, kuvvetli, keyifli ve hayranlık uyandırıcı bir albüm.

Bu yazı, Jazz Dergisi’nin Temmuz 2012 tarihli 67. sayısında yayınlanmıştır.

Reklamlar