Avrupa jazz sahnesinin en etkileyici müzisyenlerinden biri olan Nils Landgren’in önderliğinde kurulan ve yıllar içinde funk janrasının en önemli topluluklarından biri haline gelen Funk Unit, 23 Kasım akşamı müziğiyle Ghetto’yu salladı. Yüksek enerjisini, kaliteli ve yaratıcı bir müzikle birleştiren Funk Unit’teki her müzisyenin yüzünde, yaptığı müzikten aldığı zevk rahatlıkla okunuyordu.

İçten bir müzik funk. İnsanları çenelerini kaşıyıp derin düşüncelere dalmalarından ziyade, dans etmelerini teşvik eden, sıcak bir müzik. Funk Unit de bu olgunun tam göbeğinde, müziğiyle  Ghetto’yu dolduran müzikseverlere harika bir akşam yaşattı. Ekipte Nils Landgren’e Magnum Coltrane Price (b, vo), Jonas Wall (s), Sebastian Studnitzky (keyb., t), Mehmet İkiz (d) ve Mattias Torell (g) eşlik ediyordu.

Dergimiz yazarlarından Can Karakuş ile katıldığımız, ilgiyle dinlediğimiz ve zaman zaman dans ettiğimiz bu konserin ardından, Nils Landgren ve Magnum Coltrane Price’ı  sahne arkasında yakaladık, verdikleri harikulade performans için tebirk ettikten sonra aklımızdaki soruları yönlendirdik.

Mehmet İkiz, ben, Nils Landgren, Can Karakuş

Konser sırasında funk çalmak için İstanbul’un çok doğru bir yer olduğunu söylediniz. İstanbul’u, dinleyicilerinizi nasıl buldunuz?

Nils Landgren: 2007 yılında Esma Sultan Yalısı’nda verdiğimiz konserden beri Funk Unit’le tekrar gelip burada çalmayı dört gözle bekliyorduk.  Özelikle böyle bir kulüpte çalmayı… Çünkü İstanbul’daki dinleyiciler hem müziğimizi anlıyor, hem de bizimle birlikte eğlenebiliyorlar!

Böyle bir kulüpte çalmakla, büyük bir salonda, daha geniş kitlelere çalmak arasında, sizin müziğiniz açısından temel fark nedir?

Nils Landgren: Böyle bir müzik için ideal yer, dinleyenlerin özgürce hareket edebileceği, bir şeyler içip dans edebileceği bir mekan. Büyük konser salonlarında ise insanlar genelde oturuyor ve tam olarak ne şekilde davranacaklarını bilemiyorlar bazen. Biz daha çok, kulüplerde çalmayı seviyoruz. Bunun daha doğal olduğunu düşünüyoruz.

Magnum Coltrane Price: Seyircilere fiziksel anlamda yakın olmak da çok önemli. Onlara dokunabilir, yüz ifadelerini görebilir, ne dediklerini duyabilir, müziğinize nasıl tepki verdiklerini görebilirsiniz.

Nils Landgren: Orası öyle elbette, ancak hayatın gerçekleri de önemli. Mesela yarın Gürcistan’da, Tiflis’te, büyük bir konser salonunda çalacağız. Profesyonel müzisyenler olarak, hangi ortamda olursak olalım, enerjimizi dinleyicilere aktarmamız gerekli.

Magnum Coltrane Price: Evet, bir açıkhava sahnesini ya da konser salonunu kulübe çevirmeye çalışıyoruz müziğimizle.

2

Nils Landgren

Funk Unit neredeyse 20 yıldır devam ediyor. Bu yirmi yıl süresince, birlikte çaldığınız insanlar değişti, ancak bir grup olarak yaratıcılığınız, performansınız ve enerjiniz hep en üst seviyede. Bunu nasıl başarıyorsunuz?

Nils Landgren: Çünkü çaldığımız müziği yaparken keyif alıyoruz. Magnum yaklaşık 17 yıldır ekipte, Sebastian da öyle… Öte yandan, senin de dediğin gibi bir devinim söz konusu: Aramıza katılan her müzisyen yeni fikirlerle geliyor, bizlere yeni bir hava katıyor. Mesela, bu akşam Mattias’ın bizimle birlikte çaldığı ilk konserdi; tahmin ederim ki, bunu kimse anlamamıştır.

Doğal olarak, bazı konserler diğerlerinden daha iyi oluyor,  ancak ben bir Funk Unit ruhu olduğuna inanıyorum. Bu ruhu yaşatmamız için önemli olan her akşam maksimum eforu harcamamız ve enerjimizi son noktasına kadar yansıtmamız.

Müziğimiz, diğer jazz türleri kadar spontan ya da açık uçlu olmayabilir, ama yaptığımız müzik, yani funk, yine de çok doğaçlama, çok emprovizasyon içeren bir müzik. O yüzden de biz bu değişime açık olduğumuz ve aramıza katılan yeni müzisyenlerle fikir alışverişleri yapabildiğimiz zaman Funk Unit’i devam ettirebiliyoruz.

Magnum Coltrane Price: Doğru! Ben çalarken de seçeneklerin sınırsız olduğunu, aslında istediğimi yapabileceğimi düşünüyorum. Çünkü funk treni ilerlemeye devam ediyor, böylece ben de bir anda çalmayı bıraktığımda, ya da beklenmedik bir zamanda paralel bir tona geçtiğimde tren yolundan çıkmıyor, sadece daha renkleniyor.

Sonuçta çok fazla prova yapmıyoruz, belki Nils böyle olmasını daha çok seviyordur. Bu yüzden de aramıza yeni bir müzisyen katıldığında bize adapte olması kolaylaşıyor. Sonuçta yaptığımız funk ve funk’ın temel felsefesi de istediğinizi, belli bir format dahilinde yapmanızdan öte bir şey değil!

Nils Landgren: Evet, güzel olan sorumluluklar çevresinde bir özgürlük… Çünkü olduğumuz çerçeve içinde herkes özgür ve herkes istediğini yapıyor. Şanslıyız ki, hepimiz bu şekilde çalmak isteyen müzisyenleriz ve birbirimizi bulduk.

1

Nils Landgren

Eğer prova yapmamaya ya da funk çalmaya dayanamayan birisiyle çalarsak, istediğimiz sonucu alamayız. Prova yapmaktan kaçınmıyorum elbette, ama müziğimizi taze tutmamız gerektiğinin farkındayım. Kendi yolumuzu bulmalı ve cesur olmalıyız.

Magnum Coltrane Price: Ayrıca, Nils’in dehası  hakkında bir yorumda bulunmak istiyorum. Funk Unit’e yeni bir müzisyen katıldığında topluluğa yeni bir tat katıyor ve bu genellikle doğru bir tat oluyor. Sinema dünyasında nasıl bazı yönetmenler aktörlere keşifler yapması için alan tanıyorsa, Nils de bizim için bu alanı sağlıyor. Esjbörn (Svensson) varken onun varlığını hissediyor ve getirdiği yeni fikirleri duyuyorduk, o yüzden de uzun yıllar boyunca birlikte çalabildik. Tabi henüz Nils beni topluluktan atmadı ama…

Nils Landgren: Nasıl yapabilirdim ki!? Bu kendimi atmak gibi olur!

Magnum Coltrane Price: Sonuçta her yeni gelen Funk Unit’e bir değer katıyor, bunu da Nils sağlıyor.

Nils Landgren: Evet, ama bunu ancak güven ilişkisiyle sağlayabilirsiniz. Elbette dinleyicilerin de bu resimde çok önemli bir yeri var. Sonuçta yaptığımız dinleyicilerle bir etkileşim kurmak, müziğimiz aracılığıyla onlarla diyaloğa girmek. Tabi dinleyicimiz olduğu için mutlu olduğumuzu söylemeden geçemem: sonuçta bir grup İsveçli, Alman ve Türk müzisyen olarak İstanbul’a geliyoruz, ve Amerikalıların icat ettiği funk müziğini çalıyoruz!

Magnum Coltrane Price: Çünkü biz içten ve doğal olmak için çabalıyoruz. Çalmaya başlamadan önce egolarımızı bir kenara bırakmaya çalışıyoruz.

Nils Landgren: Herkesin önemli bir sorumluluğu var ve gerektiğinde insiyatif alması gerektiğini biliyor. Birbirimize güvenmeden bunu başaramayız. Birbirimize güveniyoruz ve bu müziğe yansıyor.

4

Nils Landgren

Merak ettiğim başka bir konu daha var. Mesela Funk Unit’le ilgili hiç bir fikrim olmasa ve birisi bana, bir grup İsveçli müzisyen İstanbul’a gelip konser verecek, dese, o zaman herhalde bir çeşit İskandinav Jazz’ı duymak beklentisi içine girerim. Şimdiye kadar kariyerinizde, “ya siz İskandinavyalısınız, niye funk çalıyorsunuz” gibi bir tepkiyle karşılaştınız mı?

Nils Landgren: Bazı insanlar şaşırıyorlar elbette, çünkü topraklarımıza ait insanların böyle müzikler çalabileceğini düşünmüyorlar. İskandinavya müziğiyle ilgili ana algı, müziğin çok daha durağan olduğu. Tabi ki çok seviyorum ben de İskandinavya jazz’ını, ama tüm bölgede sadece, ECM tarzı müziğin çalındığını varsayamazsınız.

Magnum Coltrane Price: Sonuçta bu hep böyle değil midir? Finlandiya’dan gelen müzisyenlerin Brezilya müziği çalacağını duysanız, önce olumlu bir tepki veremezsiniz. Ama dinledikten sonra, bambaşka düşünceleriniz olabilir.

Nils Landgren: Neden bir Türk topluluğu funk çalmasın ki? İstanbul Funk Unit de buradaydı bu akşam.

Biraz da yeni projelerinizden bahsedelim. Yeni bir albüm projeniz var mı?

Nils Landgren: Evet. Şubat’ta yeni bir albüm kaydedeceğiz. 26 Nisan’da yayınlamayı planlıyoruz. Hemen ardından, 30 Nisan’dan itibaren turneye çıkacağız. İstanbul’a da gelmeyi isteriz, ama tabi ki öncelikle bizi birilerinin davet etmesi gerekir! Eğer fırsat olursa, tekrar burada çalmaktan çok mutlu oluruz.

Peki albümünüz canlı kayıt mı olacak, yoksa stüdyo kaydı mı?

Nils Landgren: Stüdyo kaydı yapacağız. Canlı kayıtlar çok iyidir, ama onlar canlı kayıtlardır. Bizim müziğimiz canlı olarak daha iyi, ama albümlerimizi stüdyo kaydı olarak gerçekleştirmeyi tercih ediyoruz.

Magnum Coltrane Price: Sonuçta bizim albümümüzü alıp canlı dinlermiş gibi evinizde dinlemenizin imkanı yok. Orada olmanız, müziği yaşamanız, bizimle iletişime geçmeniz gerekir. En sevdiğim müzisyenlerin bile canlı kayıt albümlerini ya da DVD’lerini almam. Albümlerini alırım ve gider konserlerinde onları dinlerim.

Nils Landgren: Albümler, genelde canlı konserlere nazaran daha düzdür. Albümlerin amacı, insanlara bir tat vermesi ve daha sonra konsere gitmek istemesini sağlamak. Eğer albümle canlı performans arasında bir fark olmasaydı, o zaman albümü alır, arkadaşlarınızı evinize çağırır ve parti yapabilirdiniz!

(O sırada Mehmet İkiz de sahne arkasına geldi ve bize katıldı.) Son sorum da Mehmet İkiz’le ilgili. Tanışma hikayenizi bize anlatır mısınız?

Mehmet İkiz: Funk Unit’i liseden beri takip ediyorum. Doğrusu ilk albümlerinden beri onları takip ediyordum ve henüz lisedeyken sınıf arkadaşlarımla şarkılarını çalardık. Profesyonel müzik hayatına atıldıktan sonra da önce Magnum’la tanıştım, hatta başka projelerde birlikte çaldık. Sonunda da Magnum dayanamadı ve beni davet etti!

Nils Landgren: Magnum tavsiye ettikten sonra İkiz’le tanıştım, İkiz dörde kadar saydı ve çalmaya başladık!

Mehmet İkiz: İlk konserimizi hatırlıyorum. Almanya’daydık ve Mayıs ayıydı. Çok heyecanlıydım ve kaç soru sorduğumu hatırlamıyorum. Ama onlar bana güvendiler ve özgür olmamı istediler.

Magnum Coltrane Price: Bak, yine birbirimize güvenmekten bahsediyoruz!

Mehmet İkiz: Sonuçta çaldığımız müzik itibariyle her gece farklı şekilde çalıyoruz. Topluluğun bu kadar iyi olmasının temel sebebi, Nils’in her zaman için bizi özgür bırakması. Onlar bana o gece güvendiler ve o günden sonra da yıllardır birlikte çalıyoruz.

Vaktiniz için çok teşekkür ederiz. Bir dahaki İstanbul konserinizde görüşmek üzere!

Bu yazı, Jazz Dergisi’nin Ocak 2013 tarihli 68. sayısında yayınlanmıştır.

Reklamlar