Roy-Haynes1

Roy Haynes

Jazz dünyasının dev çınarı Roy Haynes, 5 ve 6 Mayıs akşamlarında Fountain of Youth projesiyle Nardis Jazz Club’a konuk olacak! 88 yaşındaki ünlü davulcu Haynes’in gerçek gençlik iksiriyse, kendine eşlik eden birbirinden yetenekli genç müzisyenler, Jaleel Shaw (ts), Martin Bejerano (p) ve David Wong (b).

Roy Haynes, 1925 yılında Boston’da dünyaya geldi. Müziğe kendi hevesiyle başlayan ve temel anlamda formal müzik eğitimi almayan Haynes, 1942 yılında, 17 yaşında, Boston bölgesinin tanınmış isimleri arasında olan Sabby Lewis, Tom Brown, Pete Brown gibi müzisyenlerle çalarak profesyonel hayata ilk adımını attı.  Ancak, müzisyenin asıl çıkış yaptığı nokta, 1945 yılında dört yıl boyunca Louis Armstrong’un da orkestrasını yöneten Luis Russell’ın topluluğuna katılmasıydı. New York’un efsanevi salonu Savoy’da, Russell’ın yönettiği big band’le birlikte, çeşitli konserlerde yer alıyor ve dönemin ünlü dans müziklerini çalıyordu Haynes. Russell’la konser vermediği zamanlar ise, Manhattan’ın göbeğindeki jazz atmosferini keşfetmekle meşguldü.

1947-49 arasında, cool akımının ilham kaynaklarından Lester Young’ın ekibinde çaldı Haynes. 1950’lerde, Bud Powell, Miles Davis, Thelonious Monk ve Charlie Parker gibi dev müzisyenlerle konserler verdi ve kayıtlar gerçekleştirdi. Bu dönemde, Louis Armstrong ve Dizzy Gillespie’yle de çaldı. 1954 ile 1959 yılları arasında Sarah Vaughan’un topluluğundaydı ve dünya turnelerinde şarkıcıya eşlik ediyordu.

Haynes, 1950’lerdaki müzikal başarısını sonraki yıllara da taşıdı. Takip eden yıllarda Eric Dolphy’le sekiz albüm kaydetti, Stan Getz ile 1965 yılına kadar çalıştı. 1963-65 dönemindeyse, John Coltrane Quartet’in üyesiydi. 1968 yılından bu yana, Chick Corea’yla, 1990’lardan beri de Pat Metheny’le farklı projelerde yer aldı.

Roy Haynes, kariyerinin ilk yirmi beş yılında, jazz dünyasının en aranan davulcularından biri haline gelmişti. Bu hem tekniği, hem de yeteneğinden kaynaklanıyordu. Hiçbir zaman çok iyi bir besteci olmadı, ancak bandleader olduğu zamanlarda da, yol göstericiliği, müzik birikimi ve etkili karakteriyle birlikte çaldığı müzisyenler üzerinde yoğun bir etki bıraktı.

1950’lerden günümüze dek jazz dünyasında aktif bir topluluk lideri olarak önemli bir itibara sahip olan sanatçı, bu dönemde 60’larda, Phineas Newborn, Booker Ervin, Roland Kirk, George Adams, Hannibal Marvin Peterson, Ralph Moore, Rahsaan Roland Kirk ve Donald Harrison’ın albümlerinde çaldı. Yıllar boyunca Downbeat tarafından en iyi davulcular arasında gösterildi, 1996 yılından bu yana da aralıklı olarak “En İyi Davulcu” olarak seçiliyor.

Parçaları ata biner gibi şekillendiriyorum. Bazen biraz sıkıyor, bazen de serbest bırakıyorum. Ancak hala sürücü koltuğundayım, serbest bıraktığımda da müziğin nereye gideceğini ve nasıl hissettiğimi anlamaya çalışıyorum. Bazen nazik oluyorum, hareket etmesini ve nefes almasını sağlıyorum – ama her zaman duyguları ön planda tutuyorum. Ve sonuçta ortaya çıkan müziğin de sıkı, ama öte yandan da rahat ve özgür olmasını sağlıyorum.

Sürekli zihnimde prova yapıyorum. Uzun yıllar önce okuldayken, derste sürekli olarak sıranın üstünde tempo tuttuğum için öğretmenim beni müdüre göndermişti. Babam o zamanlar sadece fazlaca heyecanlı olduğumu söylerdi, ama ben kendimi bildim bileli ritimleri, vurguları, davulları düşünüyorum. Gençken sürekli çalışırdım, durmaksızın… Ancak şu anda kendimi bir doktor gibi hissediyorum; nasıl tecrübeli doktorlar üzerinizde ameliyat yaparken, bir yandan da pratiğini kuvvetlendirir, aynı şekilde artık ben de çalarken, konser verirken, kayıt yaparken kendimi geliştiriyor ve çalışıyorum.

Çaldığım şey, daha önce hiç duymadığım, düşünmediğim bir şey olabilir; zamanın ve müziğin akışına açığım tamamen. Ancak gerçekten güzel müzik yapmak hiç kolay değil. Ritimle doluyum, bunu hissediyorum. Çaldığım zaman, zihnimde imgeler beliriyor. Müziği renkler aracılığıyla düşünüyorum… Ama hiçbir zaman fazlaca analiz etmiyorum, sadece içimden geldiği gibi çalıyorum. 50 yıldan çok daha uzun bir süredir profesyonel olarak müzik yapıyorum ve hayatım boyunca da hep böyle yaptım. Kendime sürpriz yapmayı seviyorum sonuçta.

Haynes’in son on yılda kaydettiği en etkileyici albümlerinden biri, 2001 yılında yayınladığı ve Charlie Parker’a ithaf ettiği Birds of a Feather’dı. Haynes’in 1950’lerde birlikte çaldığı ve müzikal gelişimi açısından Dizzy Gillespie ve Bud Powell’la ayrı yeri olan çok önemli bir müzisyen olduğunu her fırsatta söylediği Bird’e adadığı bu çalışma, 2002 yılında Grammy’e aday gösterildi.

Roy Haynes, müzik hayatı boyunca kiminle çalmadı ki? Sadece son yirmi yılda Haynes’in suç ortakları arasında John Scofield, Joshua Redman, Christian McBride, Dave Holland, Kenny Barron, Dave Kikoski, Chick Corea, Kenny Garrett, Handy Craig, John Patitucci, Danilo Perez, Pat Metheny, Nicholas Payton oldu… Hatta Haynes’e kariyeri boyunca kiminle çaldığını değil, kiminle çalmadığını sormak gerek belki de:

2

Roy Haynes

Ornette’le pek çalmadım. Bu saatten sonra da çalabilir miyim bilemiyorum, çünkü eskisi kadar çalmıyor Ornette. Benim için önemli olan, çaldığım müzisyenlerin yapmaya çalıştıklarımı anlaması oldu. Yıllar önce Getz gibi müzisyenlerle çaldım ve bazı durumlarda, aklımdaki her şeyi müziğe dökmek yerine, çaldığım müzisyene eşlik etmeye odaklandım. Ancak bugün, çok daha yaşlıyım, tecrübeliyim ve kendi projelerimde sadece yapmak istediklerimi, yapmak istediğim zaman yapıyorum. Şimdiye kadar da doğru yolda olduğumu anladım. Müziğim için bir talep var, çünkü çaldığım her yerde, bu müziğe çok da aşina olmayan insanların beni dinledikten sonra jazz’a aşık olduğunu görüyorum.  Bu da çok güzel bir işaret, beni bu kadar yıl boyunca müzik dünyasının içinde tutan en büyük motivasyon kaynağı.

Haynes’in son baş yapıtıysa, Fransız Dreyfus Jazz firmasından 2004 yılında yayınladığı ve Nardis’te de bizlere sunacağı Fountain of Youth projesi. 2002 yılında New York’taki ünlü jazz kulübü Birdland’de canlı olarak kaydedilen albümde, tenor ve soprano saksafonda Marcus Strickland ve bas’ta John Sullivan yer alıyor. Ancak kısa süre sonra Shaw ve Wong, Strickland ve Sullivan’ın yerini aldı. Albümde, Haynes, uzun yıllar boyunca çaldığı ve çok sevdiği müzisyen dostlarının bestelerine yer vermiş: David Kikoski’nin Inner Trust’ı, Pat Metheny’nin Question and Answer ve James besteleri, Irving Berlin’den Remember, Oliver Nelson’dan Butch and Butch ve Monk’un Trinkle Trinkle, Green Chimneys ve Ask Me Now parçaları, Fountain of Youth projesinin ana eserlerini oluşturuyor.

Enerjisini, daha yirmili yaşlarındaki bir davulcu edasında müziğine yansıtan Haynes’le birlikte çalmak, Shaw, Bejerano ve Wong gibi genç müzisyenler için de son derece eğitici ve heyecanlanlı bir fırsat olmalı. Ve eminim, biz jazz severler için de, bu enerjiyle dolup taşan, konserleri sırasında jazz geçmişinden keyifli hikayeler de anlatan bu tecrübeli müzisyeni canlı canlı dinlemek çok özel ve unutulmaz bir tecrübe olacak.

Bu yazı, Jazz Dergisi’nin Nisan 2013 tarihli 69. sayısında yayınlanmıştır.

Reklamlar