Ünlü saksafoncu Ravi Coltrane 16 Mayıs tarihinde İş Sanat’ta konser vermek üzere ülkemize misafir olacak. En son albümü Spirit Fiction turnesinin bir ayağı olan bu konserde Coltrane’e, piyanoda David Virelles, davulda Jonathan Blake, kontrbasta ise Dezron Douglas eşlik edecek.

Coltrane, taşıdığı soyadın hakkını verir şekilde, günümüzün en önemli saksafon sanatçılarından biri. Sadece yorumcu değil, besteci, prodüktör ve bağımsız bir plak şirketinin kurucusu; çok yönlü bir sanatçı. 1997’de kendi liderliğinde yayınladığı ilk album olan Moving Pictures’dan bu yana, müzik dünyasındaki rüştünü ispatlayan Coltrane, günümüzün en önemli doğaçlama ustalarından biri.

Ravi Coltrane

Ravi Coltrane

Ravi Coltrane, jazz’ın efsanevi müzisyenlerinden biri olan John Coltrane ve piyanist Alice Coltrane’in oğlu. Ravi, henüz iki yaşındayken babasını kaybetmiş ve onunla hiç çalışma fırsatını bulamamış olsa da, ailesinden gelen genleri, kuvvetli bir çalışma etiğiyle birleşmiş, günümüzün en önemli saksafon sanatçılarından biri haline getirmiş onu. Coltrane soyadını taşımanın ağırlığını hissetmiş mi, bilinmez, ancak sahip olduğu bu geleneği müziğine modern bir yorumla aktarmayı başardığı kesin. Bu değerli müzisyeni İstanbul’da dinleyecek olmak jazzseverler için çok heyecan verici olmalı.

Ravi Coltrane, 1965 yılında, Long Island’da dünyaya geldi. John ve Alice Coltrane, çok sevdikleri Ravi Shankar’dan esinlenerek oğullarının adını Ravi koymuştu. John Coltrane’in ölümünün ardından annesiyle birlikte ABD’nin batı sahiline taşınan Ravi, California’da büyüdü. 1983 yılında El Camino Real High School’dan mezun oldu, 1986 yılına kadar da California Institute of the Arts’ta müzik eğitimi aldı.

Ravi Coltrane’in formal anlamda kuvvetli bir müzik eğitimi olmamasına rağmen, çok iyi müzisyenlerle birlikte genç yaştan itibaren çalışmış olması, onun müzikal kimliğini özgün bir şekilde geliştirmesini sağladı. Çok yakın çalıştığı Steve Coleman, en büyük ilham kaynaklarından biri oldu. Coltrane, ayrıca McCoy Tyner, Geri Allen, Kenny Barron, Herbie Hancock, Stanley Clarke, Branford Marsalis gibi isimlerle de çalarak kısa sürede uluslararası jazz dünyasında sağlam bir yer edindi.

Bir de şöyle düşünün: Soyadınız Coltrane ve babanız gibi tenor saksofon çalıyorsunuz. Kimileri isminizin avantajını kullandığınızı düşünebilir, kimileriyse babanızın arkadaşlarının desteğiyle bu noktaya geldiğinizi varsayabilir. Ama Ravi Coltrane, sıfırdan yetişti, kendini tam anlamıyla kanıtlayana kadar başka müzisyenlerin yanında çıraklık zamanını doldurdu.

Coltrane, 1997 yılına kadar önemli müzisyenlerin albümlerinde yer alarak göz doldurdu. Elvin Jones’un In Europe (1991) ve Going Home (1992), Steve Coleman’ın A Tale of 3 Cities (1994), Def Trance Beat (Modalities Of Rhythm) (1995), The Sign and The Seal (1996), Yosuke Yamashita’nın Canvas in Vigor (1996) ve Wind of the Age (1997) albümlerinde yer aldı.

Ravi Coltrane

Ravi Coltrane

Kendi ismiyle kaydettiği ilk album olan, davulcu Jeff “Tain” Watts, basic Lonnie Plaxico ve piyanist Michael Cain’la birlikte çaldığı Moving Pictures, Coltrane’in müzikal olgunluğunu baştan sona sergiliyordu. Moving Pictures, Ravi Coltrane’in yoğun çalıştığı ve dünya turnesine çıktığı, Andy Milne, Steve Hass ve Lonnie Plaxico’dan oluşan topluluğunu kurmasına da vesile oldu.

Coltrane’in ikinci albümü, 2000 tarihli From the Round Box’ta bu sefer daha yetkin bir ekipten oluşuyordu: Geri Allen (p), Ralph Alessi (tp), James Genus (b), Eric Harland (d).

2002 yılında Sony Music ile anlaştı Coltrane ve Mad 6’i, Steve Hass, George Colligan ve James Genus’la birlikte kaydetti. Kayıt sıklığını artıran müzisyen, 2005 yılındaysa In Flux’ı, Drew Gress, Luis Perdomo ve E.J. Strickland ile yaptığı kayıtlardan yayınladı.

Ravi Coltrane, 2008 yılında Blue Note firmasının 70. Yılını kutlamak amacıyla kurulan The Blue Note 7 grubunun da bir üyesi oldu. 2009 yılında ABD’de turneye çıkan ekip, 2008 yılında da bu firmadan piyasaya sürülen Mosaic kaydını gerçekleştirmişti.

Ravi Coltrane, Michael Brecker’ın kaybının ardından Saxophone Summit’e de katılmıştı. Geçtiğimiz yıllarda Saxophone Summit hakkında Dave Liebman’la yaptığım röportajda, Ravi Coltrane’le ilgili şöyle demişti:

Ravi; Michael, Joe ve benden daha genç bir jenerasyondan. Bizlerden yaklaşık 20 yaş daha genç ve o yüzden de bizden daha farklı bir bakış açısı var. Seraphic Light’taki Thirteenth Floor eseri mesela, o albümdeki diğer tüm parçalardan çok daha farklı bir üsluba sahip. Bu fark, özellikle ritmik anlamda kendini gösteriyor ve Ravi’nin neslindeki müzisyenlerin bakış açısını da net bir şekilde yansıtıyor. Metrik modülasyonlar, alışılmadık ritimler özellikle son 10 yıldır daha genç müzisyenlerin taşıdığı karakteristik özelliklerden… Mesela benim zamanımda armonilerde, seslerde vurgular vardı. Ancak yeni nesilde onun yerini ritim varyasyonları almış durumda.

Ravi’nin bakış açısını zamanla gruba daha da çok taşıyacağına inanıyorum. Çünkü aslında Saxophone Summit’in tüm mantığı da bu: Kendi zamanınızın hem öncüsü, hem de temsilcisi olmanız ve temsil ettiğiniz değerleri müziğe, topluluğun genel sound’una ve üslubuna yansıtmanız. Onun hem beste anlamındaki, hem de performans anlamındaki katkılarını dört gözle bekliyorum.

Ravi Coltrane

Ravi Coltrane

Ravi Coltrane’in son albümü, 2010 yılında Blue Note firmasıyla çalışmaya başladıktan sonra, 2012 tarihli Spirit Fiction. Bu albümde Coltrane’e, 2005 yılından bu yana birlikte çalıştığı ritim seksiyonunu oluşturan Drew Gress, Luis Perdomo ve E.J. Strickland’in yanı sıra eski dostları Ralph Alessi, Geri Allen, James Genus, Eric Harland ve Joe Lovano da eşlik etti.

Daha önce çalıştığı her iki grubu bu albümün çatısı altında birleştirme fikrini şöyle anlatıyor Coltrane:

İki farklı ekibin bir albümde çalması bana çok doğal geldi. Perdomo, Gress ve Strickland’den oluşan dörtlümle neredeyse on yıldır birlikte çalıyorum. Bizim ilişkimiz, benim liderlik üstlenmemden çok eşit bir ortaklık haline dönüştü. Diğer beşlimiz ise, yirmi yıldır çeşitli zamanlarda birlikte çaldığım ve ondan öte yakın arkadaşım olan müzisyenlerden oluşuyor. Ralph Alessi’yle 1986’dan beri brlikte çalıyoruz. Geri’yle 1990’ların başında epey konser verdik. James, daha önce yayınladığım üç albümlerin üçünde yer aldı. Quintet olarak da aynı ekip, From the Round Box’ta çaldık. O kayıttan sonra aynı ekip hiç çalmamıştık; bu sebepten dolayı da aynı grubu toplayıp bir kayıt daha yapmak uzun zamandır istediğim bir şeydi.

Ravi Coltrane

Ravi Coltrane

15 yıldır jazz dünyasında aktif olarak yer alan Coltrane’in son ve altıncı albümü, onun hem jazz tarihi konusundaki bilgisini, hem de çağdaş yorumunu birleştirdiği bir yapıt olarak ortaya çıkıyor. Albümün yapımcılığını Saxophone Summit’ten takım arkadaşı ve aynı zamanda yakın arkadaşı olan Joe Lovano üstlenmiş ve iki şarkıda çalmış.

Spirit Fiction, jazz eleştirmenlerinden de çok olumlu yorumlar aldı. Albüm, hem Coltrane bestelerini, hem de Ornette Coleman, Paul Motian gibi önemli müzisyenlerin eserlerinin yorumlarını içeriyor. Coltrane’in M-Base zamanlarından kalma kompleks ritmik araştırmalarıyla lirik temeli kuvvetli dokular arasında gidip geldiği Spirit Fiction, birçoklarına göre Coltrane’in şimdiye kadar gerçekleştirdiği en gelişmiş ve etkileyici kayıt. Coltrane bu albümde, Blue Note’un yönlendirmesini ve müzisyen için yarattığı alanı hissetmek de mümkün. Yepyeni bir müzikal yaratıcılıkla karşı karşıya kalırken, Coltrane’in üslubunun sınırlarını zorlayışını dinlemek, biz jazzsevverleri de heyecanlandırıyor.

Coltrane, Blue Note ile olan işbirlikleri konusunda da çok olumlu:

Blue Note, halen faaliyet gösteren en önemli plak şirketlerinden biri. Blue Note’la çalışmaya karar vermekte hiç zorlanmadım. Aslında onlarla ilk defa Flux albümümü yayınladığım sırada görüşmeye başlamıştım, ancak o zamanlar halen Savoy’la sözleşmem devam ediyordu ve bu sözleşmeyi feshetmem mümkün olmamıştı. Beklediğimden biraz daha uzun sürdü, ancak sonuçta Blue Note’la çalışabildiğim için çok mutluyum.

Ravi Coltrane

Ravi Coltrane

Spirit Fiction, Ravi Coltrane’in, babası John Coltrane’in izinden giderek, jazz dünyasında yeni bir efsane olabileceğinin de açık bir göstergesi. Müzisyen, 50 yaşına girerken, çok değerli ve önemi bir müzisyen olduğunu kanıtladı, babasının isminin gölgesinden güçlü bir şekilde çıkarak, çağdaş jazz dünyasının en saygıdeğer, yaratıcı ve ilginç saksafon sanatçılarından biri olduğunu gösterdi. Ben de, Ravi Coltrane’i canlı canlı dinlemeyi dört gözle bekliyorum.

Yazıyı sonlandırırken, Ravi Coltrane’in verdiği röportajlardan birine son kez yer vermek, ve belki de birçok müzisyenin ve sanatçının kendi kendine defalarca sorduğu soruya Coltrane’in verdiği yanıtı sizlerle paylaşmak istiyorum.

“Müzikte geleceğe bakmak, ilerlemek nasıl mümkün olabilir? Jazz’da nasıl ilerleyebilirsiniz?”

Bu anlamda herkesin kendi yolculuğu kendine özel olmalıdır. Herşeyden önce müzisyenler kendi içgüdülerine değer vermeli, iç seslerini dinlemeliler. Çünkü ancak kendi içgüdüleri onları yeni, keşfedilmemiş alanlara götürebilir. Eğer bunu anlayabilirsek, geçmişi anlayabilir, önceden yaptıklarımızı tekrar ziyaret edebilir, kendimizi anlamlandırabiliriz. Ve ancak bu şekilde ilerleyebiliriz. Bu müziği öğrenmeli ve geçmişteki üstadların yaptıklarını çalışmalıyız, ancak geçmiştekilerin yaptıklarının ötesine geçmemizi sağlayacak olan kritik faktör nedir?

İlham almak, zaman zaman kendini akışa bırakmak ve bilinmeyeni kucaklamak çok önemlidir. Başar ya da başarısız ol, çok önemli değil. Önemli olan cesaret sahibi olmak ve içgüdülerine güvenmek. Senin için geçmişin önemli ve anlamlı özelliklerini al, korkusuz bir şekilde geleceğe doğru ilerle. Bunu yapmak çok zor, biliyorum. Her zaman olmayabiliyor.

Bir doğaçlamacının gerçek amacı nedir? Doğaçlamacılar olarak ne yapmamız gerekli? Bildiğimizi çalmamız ve daha önce çalınmış olanları yeniden aranje edip çalmak mı? Tabi ki hayır. Biz, sonucunun ne olduğunu bilmediğimiz yerlere gitmeye çalışıyoruz. Bu hiç kimse için kolay olmayacaktır; çoğu zaman başarısız da olabilirsiniz. Ancak, zaman zaman da bir şeyler yakaladığınızı hissedersiniz, içgüdünüze güvenebileceğinizi… O da sizi güçlendirir, size ilham verir. Ve sonraki seferler, aynı şekilde bilinmeyene yapacağınız yolculuk daha da kolaylaşır.

Bu yazı, Jazz Dergisi’nin Nisan 2014 tarihli 74. sayısında yayınlanmıştır.

Reklamlar