Grammy Ödüllü sanatçı Danilo Perez, günümüzün en etkileyici ve dinamik müzisyenlerinden biri. Dizzy Gillespie ve Jon Hendricks gibi devlerle çalmaya başladığı ve kendini jazz dünyası içinde kanıtladığı günden bu yana, köklerinin de etkisiyle jazz’ı Orta Amerika kültürel öğeleriyle birleştirerek, müzik dimağımızda yepyeni bir boyut açtı. Piyanist, 4 Temmuz Cuma akşamı İstanbul Caz Festivali kapsamında, uzun zamandır Wayne Shorter’ın ekibinde birlikte çaldığı arkadaşları Brian Blade (d) ve John Patitucci (b)’yle birlikte sahne alacak. Üçlü, Children of the Light Trio ismiyle lanse ettikleri projelerinin dünya turnesi kapsamında, İstanbul Erkek Lisesi’nin bahçesinde jazz severlerin karşısında olacak.

Bu vesileyle Danilo Perez, konserden önce sorularımı yanıtladı. Ama röportajımıza geçmeden önce, Danilo Perez’den bahsetmek istiyorum, biraz da biyografik detaylarla birlikte…

1965 yılında dünyaya geldi Perez. Babası, Panama’da bilinen bir müzisyendi, bir toplulukta şarkı söylüyordu. Onun da yönlendirmesiyle birlikte 3 yaşında müzikle ilgilenmeye başladı piyanist. 10 yaşındayken Panama Konservatuarı’nda Klasik Batı Müziği repertuarı üzerine dersler alıyor, bir yandan da kendini geliştirmek için babasıyla birlikte piyano çalışıyordu. Üniversiteye Panama’da devam etti ve Elektronik Mühendisliği okudu. Ardından da Indiana University of Pennsylvania’da yüksek lisans yapmak üzere ABD’ye taşındı. Müzikle olan ilişkisini daha da yoğun bir şekilde sürdürmek istiyordu; bu sebepten ötürü de bölüm değiştirdi ve Berklee College of Music’e transfer oldu.

Danilo Perez, Berklee’ye devam ederken, 1985 ile 1988 yıllar arasında, Jon Hendricks, Claudio Roditi, Paquito D’Rivera ve Terence Blanchard ile çaldı. Berklee’yi bitirdikten sonra bu müzisyenlerle çalmaya devam eden Perez, 1994 yılında Arturo Sandoval’ın Grammy Ödüllü albümü Danzon’un kaydında yer aldı. Perez’in sideman kariyeri çok kuvvetli: Müzisyen, 1980’lerden bu yana Charlie Haden, Michael Brecker, Joe Lovano, Tito Puente, Wynton Marsalis, Tom Harrell, Gary Burton, Roy Haynes ve Jack DeJohnette gibi müzisyenlerle konserler verdi.

Danilo Perez, 1989-1992 yılları arasında Dizzy Gillespie’nin United Nations Orchestra’sında topluluğun en genç üyesi olarak yer aldı. Gillespie yıllarında, Latin köklerini keşfetmesi, Perez’in eklektik, sofistike ve dinamik tarzının oluşmasına katkıda bulundu. Gillespie’yle kaydettikleri Live At The Royal Festival Hall albümüyse, piyaniste Grammy ödülü kazandırdı.

Perez’in, kendi projelerine odaklanmaya başlaması ve kendi ismi altında kayıtlar gerçekleştirmesiyse 1990’ların ilk yarısını buldu. Henüz yirmili yaşların sonundayken Danilo Perez albümünü RCA/Novus şirketinden yayınlayan müzisyene albüm kaydında Santi Debriano, Jack DeJohnette, Joe Lovano, David Sánchez, ve Rubén Blades gibi çok iyi müzisyenler eşlik etmişti. Perez, ilk albümüne gelen olumlu tepkilerin ardından, bir sonraki yıl ise The Journey (1994) albümünü kaydetti.

Danilo Perez

Danilo Perez, 1995 yılında, Wynton Marsalis’in topluluğunda çalmaya başladı. Marsalis topluluğundaki ilk Latin üye olan piyanist, buradaki tecrübesi boyunca da Latin müziğiyle New Orleans tarzı arasındaki benzerlikleri keşfetmekteydi. Perez, bu yıllarda Panama Senfoni Orkestrası’yla The Journey’i seslendirerek, müzikal ufkunun genişliğini göstermekte, sadece küçük gruplar için değil, büyük orkestralar için de orkestrasyon yeteneğinin üst seviyede olduğunu sergilemekteydi.

Impulse! Şirketile anlaştı Perez bu dönemde ve kariyeri boyunca gerçekleştirdiği en önemli yapıtlardan biri olan ParaMonk’u 1996 yılında kaydetti. ParaMonk ile müzisyen, ilk şahsi Grammy adaylığını da kazanmış oldu. Bu albümde Thelonious Monk bestelerini yorumlayan ve kendi eserlerini de Monk’un stili ve felsefesi doğrultusunda yoğurarak seslendiren Danilo Perez, 1990’ların sonuna doğru Wayne Shorter ile çalmaya başladı.

Wayne Shorter Quartet’in sürekli üyesi haline gelen Danilo Perez, uzun yıllardır Wayne Shorter Quartet’le birlikte dünanın dört bir yanında konserler vermekte ve kayıtlar gerçekleştirmekte. 2006 yılında Beyond the Sound Barrier albümüyle Grammy Ödülü kazanan grup, 2000’li yıllarda her biri birer şaheser olan Alegria ve Footrpints Live albümlerini kaydetti. Perez’in müzikal stilinin oluşmasındaki önemli etkenlerden biri de Wayne Shorter’la birlikte geçirdiği vakitti kuşkusuz.

Danilo Perez, 1998 yılında John Patitucci, Jeff Ballard, Jeff “Tain” Watts, Luciana Souza ve Raul Vital’le birlikte Central Avenue albümünü piyasaya sürdü. Perez’in 2000 yılı kaydı Motherland ise bir all-stars kadrosuna sahipti: Claudia Acuña, Brian Blade, Richard Bona, Regina Carter, Carlos Henríquez, Chris Potter, Kurt Rosenwinkel, Antonio Sánchez, Luciana Souza…

Müzisyen, geçtiğimiz on yıla yakın bir süredir, Ben Street ve Adam Cruz ile oluşturduğu trio’suyla, Orta Amerika etkileriyle bezenmiş bir jazz stili sergilerken, kendine has müziğini tüm dünyaya duyurmaya devam ediyor. Son yıllarda Mack Avenue Records ile çalışan müzisyen, Accross The Crystal Sea (2008), Providencia (2010) ve Panama 500 (2014) albümleriyle de kaliteli ve başarılı çizgisini sürdürdü.

Providencia ve Panama 500, ülkesi Panama’ya atfettiği albümler, ancak yine de Küba müziğinden, mainstream jazz’dan, post-bop’tan, Afrika ritimlerinden ve başka etnik öğelerden faydalanıyor.

Danilo Perez

Danilo Perez

Perez, yorumcu ve besteci kimliğinin yanı sıra, Panama Jazz Festivali’nin Sanat Direktörlüğünü, Philadelphia’daki Kimmel Center’ın düzenlediği Mellon Jazz Up Close serilerinin Sanat Danışmanlığını ve Berklee School of Music’in genç ve yetenekli müzisyenlerin gelişimini destekleyen başarılı programı Berklee Global Jazz Institute’ün sanat Direktörlüğünü halen üstleniyor.

Perez’in dünyaya katkıları sadece müzikle sınırlı değil. UNESCO Barış Elçisi olan müzisyen, aynı zamanda Fundacion Danilo Perez ismindeki, Panama’da faaliyet gösteren vakfı aracılığıyla, müzik ve sanat aracılığıyla Panama’daki gençlerin eğitimini destekliyor ve toplumsal gelişimi tetikliyor.

Röportaja dönersek… Danilo Perez, hem İstanbul Caz Festivali’nde çalacağı Children of the Light Trio projesiyle, hem genel anlamda müzikal geçmişi ve bakış açısıyla, hem de Berklee Global Jazz Institute’la ilgili sorduğum sorulara içtenlikle yanıt verdi.

Briad Blade ve John Patitucci ile Wayne Shorter Quartet’te çok uzun zamandır çalıyorsunuz; bununla birlikte trio formatında da çalmıştınız. Peki Children of the Light Trio nedir? Bu projeyi yürütmeye nasıl karar verdiniz ve bu projenin daha önce yaptıklarınızdan farkı nedir?

Bu proje, Wayne Shorter Quartet’te öğrendiğimiz comprovising [composition – kompozisyon – ve improvisation – doğaçlama – kelimelerinin birleşimi], yani doğaçlama aracılığıyla besteleme metodunu sürdürerek geliştirme amacını taşıyor.

John ve Brian’la nasıl bir arkadaşlığınız var?

Onlar benim kardeşlerim gibi. Biz bir aile gibiyiz…

Bu toplulukla çalışma dinamikleriniz yıllar içinde nasıl gelişti?

Zaman içinde daha telepatik olduk. Kompozisyonlarla emprovizasyonlar arasındaki sınırları kaldırmaya çalışıyoruz; hepimiz birer besteciyiz ve hep birlikte comprovising yapmaya çalışıyoruz. Bu sebepten ötürü, müziğimizde her zaman, ritmik, melodik ve armonik fikirler oluyor. Orkestratör olarak rollerimiz de sürekli gelişim içinde. Aramızda hem sahnede, hem de sahne dışında çok önemli bir diyalog, saygı ve hayranlık var.

Brian ve John ile olan trionuzla, Ben ve Adam ile olan trionuzu karşılaştırabilir misiniz? Aradaki farklar nedir?

Karşılaştırmak imkansız. Her biri farklı hayatları ve stilleri olan farklı insanlar.

Brian ve John ile, bilinmezlik içinde kendini gösteren bir kelime haznesi oluşturduk. Wayne ile çalışmalarımız sonucunda, korkusuz doğaçlamacılar olabildik. Ben ve Adam ile ise, yıllar içine gelişen bir şekilde claves ve Pan Amerikan jazz çalıyoruz.

Temel farkları müzisyenlerin kendileri. Her iki grup da benim için aile hissiyatı taşıyor, ancak farklılar elbette. Her iki grup da içimdeki en iyiyi farklı zamanlarda, farklı anlamlar aracılığıyla dışarı çıkarıyor. Ancak her iki grup da sevgi etrafında birleşmiş durumda.

Danilo Perez

Danilo Perez

Children of the Light repertuarı neyi içeriyor?

Panama 500’den eserler seslendireceğiz. Aynı zamanda John’un, Brian’ın, benim ve Wayne Shorter’ın bazı özgün eserlerini de içeriyor repertuarımız.

Müzik üretim süreciniz nasıl?

Trio’nun üyelerini düşünerek yazıyorum. Bazen emprovizasyonlarımız sırasında ortaya çıkan müzikal oluşumları düşünerek, bazen özel bir fikre odaklanarak, bazen de sadece küçük bir müzikal hücre üzerinden beste yapıyorum.

Ekibin her üyesinin beste açısından nasıl katkısı oluyor?

Her üye, sürekli olarak kendi sesi, kendi yaşam şekli ve kendi sevgisiyle katkıda bulunuyor. Ortaya çıkardığımız müzik, herkesin kişisel sound’undan ouşuyor. Bu tarifteki her bir içerik, sonuca önemli katkıda bulunuyor.

Birlikte ne kadar prova yapma şansınız oluyor?

Bu zamanlar çok fazla prova yapma şansımız olmuyor, ancak önceden çok prova yapardım. Şu anda en büyük provamı sahnedeyken yapabiliyorum.

Önümüzdeki dönemde bu projeniz çerçevesinde bir albüm kaydetmeyi ve yayınlamayı planlıyor musunuz?

Evet, yakın zamanda…

En büyük ilham kaynağınız nedir?

Çocuklarım, ailem, sevdiğim ve saygı duyduğum insanlar, filmler ve genel anlamda hayat. Wayne’in bana öğrettiği gibi, dünyanın nasıl olmasını istiyorsanız, o şekilde müzik yapmanız gerekir.

Danilo Perez

Danilo Perez

Her gün müzik yapmanız için motivasyonunuz nedir? Üretmek, çalmak için?

Hayatın kendisi beni motive ediyor. İnsanlığın kendisi için duyduğum sevgi ve umut, müziğin günümüz toplumunda yaratabileceği olumlu etkiler ve değerler beni heyecanlandırıyor.

Baba olduktan sonra müzik hakkındaki bakış açınız değişti mi?

Evet!! Çocuklarım beni konfor alanımdan çıkarıyor, sürekli beni yeni yerlere götürüyorlar. Bu da benim için müzik üretmem ve çalmam açısından çok önemli.

Boston’da yaşayan biri olarak, Boston jazz ortamının yıllar içinde nasıl geliştiğini söyleyebilirsiniz?

Boston’un müzikal yaşamına çeşitli programlar, konserler, kulüp konserler, jam session’lar gibi aktivitelerle etkide bulunmaya çalışan Berklee Global Jazz Institute programını yürütüyorum. Sadece Berklee’de gerçekleşen konser sayısı bile insanı şaşırtıyor. Burada kesinlikle önemli bir jazz sahnesinin geliştiğini söyleyebilirim.

Peki New York’la karşılaştırdığınız zaman, Boston’daki müzisyenler ve sanatçılar arasındaki müzikal ve sanatsal paylaşımların yeterli olduğunu hissediyor musunuz?

Özellikle Berklee College of Music’ten ötürü Boston, birçok yetenekli genç jazz müzisyeninin eğitim almaya geldiği bir yer. Evet, burada çok fazla sanatsal paylaşım var.

Thelonious Monk size müziği aracılığıyla ne öğretti?

Monk bana sound’un önemini ve şarkıyı düşünerek emprovizasyon yapmayı öğretti. Onun aracılığıyla kendi köklerimle olan bağlantımı benimsemeyi ve müzikte mimarinin ve tasarımının önemini öğrendim.

Dizzy Gillespie’nin orkestrasının en genç elemanıydınız. Hem ondan, hem de yine birlikte çaldığınız Paquito D’rivera ve Arturo Sandoval’dan öğrendiğiniz birer fikri anlatabilir misiniz?

Dizzy’den bir müzik stilini ne kadar çalışsanız ve bilseniz de, müzikte kendi kimliğinizi bulmadığınız sürece hayatınızda müziğin anlamını keşfedemeyeceğinizi ve kalıcı bir katkı yapamayacağınızı öğrendim. Bu süreç hayatınız boyunca da sürebilir, bu yüzden de her gün ve her gün müzik yaparken Dizzy’i düşünüyorum.

Paquito’dan ise, farklı stillerde müzik çalabilmeniz için, her stilin kendi orijinal halini, onun geçmişini ve tarihsel gelişimini anlamanız, onunla ilgili detaylı araştırma yapmanız gerektiğini öğrendim.

Arturo’dan, bir müzisyen olarak gelişimin en önemli faktörünün disiplin olduğunu öğrendim. Çok yetenekli olabilirsiniz, ancak müziğinizde ve hayatınızda disiplin yoksa, gerçek anlamıyla müzik çalmanız çok zor olacaktır.

Danilo Perez

Danilo Perez

Bugün jazz’ın gelişiminde Latin müziğinin ve Latin müzisyenlerin yerini nasıl görüyorsunuz? Ayrıca, sizce jazz ile Latin müziği arasındaki güçlü bağlantının sebebi nedir?

Jazz ile Latin müziği arasında yadsınamaz bir bağlantı var. New Orleans benim için Karayiplerin kuzey uzantısından farksız. Latin Amerika’nın müzikal öğeleri ilk jazz türlerinde var. Louis Maurice Gottschalk, New Orleans’ta Creole kültürünün de etkisiyle birlikte, Latin ritimleri kompozisyonlarında kullanan ilk müzisyenlerden biridir. Bu bağlantıyı birçok yerde görebiliyoruz: Neil Moretnin Cubanola eserindeki tango ritimlerinde, Scott Joplin ve Louis Chauvin’in Helioprope Bouqet parçasında, Jelly Roll Morton’ın birçok kompozisyonunda ve W.C. Handy’nin St. Louis Blues’unda… Mesela Morton, bu ritmik öğeye Spanish Tinge demişti ve jazz dokularında bunun bir olmazsa olmaz olduğunu söylemişti.

Kariyeriniz boyunca birçok farklı plak şirketiyle çalıştınız ve şu anda Mack Avenue Records’la birliktesiniz. Mack Avenue sizin müzisyen olarak gelişiminize nasıl katkıda bulunuyor ve müziğinizi ne kadar tanıtabiliyor?

Şu anda sanatsal anlamda çok büyük bir özgürlük hissediyorum ve bu da yaratıcı bir sanatçı olarak kendinizi geliştirebilmeniz için çok önemli. Pazarlama ve tanıtım anlamında da çok iyiler. Onun da ötesinde, şirkette çalışan birçok kişi, müziğe aşık ve müzikle ilgili çok tutkulular. Mack Avenue’nun şu anda piyasadaki en iyi şirketlerden biri olduklarını düşünüyorum.

Piyanonuzun markasını ve modelini öğrenebilir miyiz?

Yamaha CFX serisi bir piyanom var.

Öğrencilerinizin hayatında ve müzikal gelişiminde, bir eğitimci olarak nasıl bir yeriniz olduğunu düşünüyorsunuz?

Öğrencilerime, Dizzy, Shorter, Haynes ve diğer jazz efsanelerinin bana yaptığı gibi yol göstermeye çalışıyorum: Onlarla çalıyorum ve müziklerinin içinde kendi seslerini ve kimliklerini bulmalarına yardımcı olmaya çalışıyorum. Her zaman müzikle hayatın başka boyutları arasında bağlantı kurularak geçekleşen bir eğitimm yöntemini savunurum. Çünkü, öğrencilerimin sadece iyi müzisyen olmalarını değil, çok iyi insanlar olmalarını istiyorum.

Birkaç yıl önce Boston’daki Charles Hotel’in üst katındaki Regatta Bar’da Berklee Global Jazz Institute’tan birçok yetenekli genç müzisyenle birlikte verdiğiniz bir konsere katılmış, müzisyenlerin yeteneklerinden ve sizin liderliğinizden çok etkilenmiştim. Enstitü için vizyonunuz nedir?

Yaratıcı müziğin, sosyal bir ortamın, paylaşım içeren ve çoklu disiplinli bir öğrenmenin, ekolojik bilincin bir araya geldiği bir laboratuar oluşturmak istiyorum. Vizyonumuz, yeni milenyumun Müzik Elçilerini oluşturmak.

Yeni nesil jazz müzisyenlerinden takip etmemiz gereken birkaç isim söyleyebilir misiniz?

Berklee Global Jazz Institute’taki öğrencilerimizin isimlerini duymaya başlayacaksınız. Dünyanın dört bir yanından gelen bu öğrenciler, dünyaya çok büyük katkılarda bulunacaklar. Bundan eminim. O yüzden bence siz de genç müzisyenler duyup onlardan etkilendiğinizde Berklee Global Jazz Institute’tan gelip gelmediklerini sorun!

Reklamlar